Günümüzde insan ve köpek ilişkisi olması gereken sınırın dışına çıkmıştır. Hatta bazı kesimler tarafından akla ve vicdana sığmayacak bir şekilde insan canıyla köpeğin canı bir tutulmuş, bununla da kalmayıp köpeğin canı insan canının önüne geçmiştir.
Bir insanın, özellikle Müslümanın bakış açısı elbette ki böyle olmamalıdır. Biz bu yazımızda İslami olarak köpek-insan ilişkisinin ne düzeyde olması gerektiğinin özetini yapmaya çalışacağız.
Şunu unutmamak gerekir ki Mevla Teala Hazretleri insanı eşref-i mahlukat olarak yaratmıştır. Zira Rabbimiz İsra Suresinin 70. Ayeti kerimesinde şöyle buyurmuştur:
وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَن۪ٓي اٰدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلٰى كَث۪يرٍ مِمَّنْ خَلَقْنَا تَفْض۪يلًا۟ ﴿ ٧٠ ﴾
“And olsun ki; muhakkak Biz Âdemoğullarını çok şerefli kıldık. Kendilerini karada ve denizde (çeşitli ulaşım vâsıtalarıyla) taşıdık. Onlara çok lezzetli şeylerden bazı rızıklar verdik ve yaratmış olduğumuz kimselerden pek çoğu üzerine onları iyice üstün kılarak faziletli yaptık.”
Bu ayeti kerimenin tefsirinde İbni Cerir et-Taberi şöyle buyurmuştur:
“Allahu Teala insana bütün mahlukatı yönetme özelliği verip kainatı insanın emrine amade kılmıştır.”[1]
Yine ayeti kerimenin tefsirinde insanın üstün kılınmasının sebebiyle alakalı özellikle akıl nimeti üzerinde durulmuştur.[2]
Tefsir-i Kebir’de zikredildiği üzere mahlûkat akıl ve şehevi istekler açısından dört kısma ayrılır;
1)Melekler:
Kendisinde akıl nimeti olup nefsani istekleri yoktur.
2)Hayvanlar:
Kendisinde akıl nimeti olmayıp sadece nefsani istekleri vardır.
3) Bitkiler ve Nesneler:
Kendisinde ne akıl nimeti ne de nefsani istekleri bulunmaz.
4) İnsanlar:
Kendisinde hem akıl nimeti hem de nefsani istekleri vardır.
Şüphe yok ki Allah tarafından akıl ve idrak mekanizmasının insana verilmesi onu hayvanlardan ve bitkilerden üstün kılar.[3] Hatta fasık ve facir olmayan insan bazı meleklerden de üstündür.[4]
Bizzat ayeti kerimeden ve tefsirinden anlaşılacağı üzere köpek canını insan canına tercih etmek ne insani ne de dini bir zemine oturmamaktadır.
Dinimiz her şeyi olması gereken yere konumlandırmamızı, ifrat ve tefrite kaçmadan mahlukata şefkatli davranmamızı emretmektedir. Zira Peygamber Efendimiz ﷺ bir hadisi şeriflerinde
اِرْحَمُوا مَنْ فِي الْأَرْضِ يَرْحَمْكُم مَنْ فِي السَّمَاءِ
“Yerdekilere merhamet edin ki göktekiler (Allah ve melekler) de size merhamet etsin.”[5] buyurmuştur. Hatta köpek ile alakalı Ebu Hureyre’den rivayetle Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Bir adam yolda, yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: ‘Bu köpek de benim gibi susamış.’ deyip tekrar kuyuya inip, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti.” Resûlullah’ın ﷺ yanındakilerden bazıları:
“Ey Allah’ın Resûlü! Yani bize hayvanlar(a yaptığımız iyilikler) için de ecir mi var?” dediler. Aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz:
“Evet! Her ‘yaş ciğer’ (sahibi) için bir ecir vardır.” buyurdu.”[6]
Mahlukata durduk yere zulmedilmemesi gerektiğini anlamak için şu hadisi şerifi de nakletmeyi uygun görmekteyiz;
İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) rivayet ettiğine göre “Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki:
“Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşerâtından yemeye de salmamıştı.”[7]
Yukarıda da anlattığımız üzere her hayvanda olduğu gibi köpeklere de durduk yere zulmetmek haramdır. Ancak dinimiz köpek ile alakalı da belli başlı kurallar getirmiştir.
a) Köpek Sahiplenmek:
Peygamber Efendimiz ﷺ köpeğin girdiği eve melekler girmez.”[8] buyurarak evde köpek beslenmemesi gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca Peygamber Efendimiz ﷺ ekin, çoban, av, koruma ve (narkotik, savaş gibi)[9] toplumun güvenliği için olan köpeklerin haricinde köpek besleyen kişilerin amellerinden her gün bir kırat[10] amel eksileceğini[11] veya her amelinin noksan olacağı[12] hadisi şeriflerinde beyan etmiştir.
b) Zarar Veren Köpeğin Durumu:
Köpeğin veya başka bir hayvanın zarar vermesinden korkulduğunda ise gerekli önlemlerin alınması hatta gerekiyorsa öldürülmesi hususunda alimler arasında ittifak vardır.[13] Zira bizzat Peygamber Efendimiz ﷺ hadisi şeriflerinde bir takım hayvanların zararlarından korkulduğunda öldürülebileceğini ifade etmiştir.[14] Bu hayvanların arasında köpek de vardır. Hadisi şerifteki bu köpek ile kastedilen ister ehli olsun ister sokak köpeği olsun kendisinden şer ve eziyet gelen her köpektir.[15] Harem bölgesinde dahi öldürülse herhangi bir ceza gerekmeyeceğine göre harem bölgesinin dışında kalan yerlerde zarardan dolayı öldürülmesinde hiç bir ceza gerekmez.[16]
Ancak bu öldürme ve imha işlemi kesinlikle şahıs eliyle değil devlet eliyle olmalıdır.
[1] Ruhu’l Meâni, Şehabeddin Alusi
[2] Ruhu’l Meâni, Şehabeeddin Alusi
[3] Mefâtihu’l Gayb, Fahreddin Razi
[4] Ruhu’l Beyan, İsmail Hakkı Bursevi
[5] Tirmizi, Sünen, No: 1924
[6] Buhârî, Şirb 9
[7] Buhârî, Bed’ü’l-Halk 17
[8] Buhari, Bed’ü’l-Halk, 7
[9] Umdetü’l Kâri Şerhu Sahihi’l Buhari, Bedreddin el-Ayni
[10] Buradaki kırat ile kastedilen ancak Allah katında malumdur.
[11] Buhari, Hars, 3
[12] Umdetü’l Kâri Şerhu Sahihi’l Buhari, Bedreddin el-Ayni
[13] Fethü’l Mülhim bi Şerhi Sahihi’l İmam Müslim, Fazlullah Ahmed Osmani ed-Diyobendi ve el-Minhâc fi Şerhi Sahihi’l Müslim, Nevevi
[14] Buhari, Bedü’l Halk, 16, Müslim, Hac, 9
[15] Reddü’l Muhtar Haşiyetü İbni Abidin
[16] Fethu’l Kadir, Kemaleddin İbnü Hümam


