Allahu Teala Zümer Suresinin 28. Ayeti Kerimesinde bize Kuranı Kerim’i anlatırken şöyle buyurmaktadır:
قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذ۪ي عِوَجٍ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ﴿ ٢٨ ﴾
“(Biz o yüce Kitab’ı) hiçbir eğriliğe (çelişkiye, ihtilâfa ve karışıklığa) sahip olmayan (ve şüpheli bir tek âyeti dahi bulunmayan) Arapça bir Kur’ân olarak (indirdik)! Ta ki onlar (onun yasaklarından) hakkıyla sakınsınlar.”
Kendisinde en ufak şüphe ve eğriliğin bulunmadığı bu yüce kitapta elbette sayısız incelikler bulunmaktadır. Onlardan bir tanesi de herkesin ihtiyaç duyduğu huzurlu bir hayatın reçetesini veren Hud Suresinin 3. Ayeti kerimesinde bulunan inceliktir. Huzurlu bir hayatın formülünü Allahu Teala şöyle anlatmıştır:
وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعًا حَسَنًا اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذ۪ي فَضْلٍ فَضْلَهُ
“Ve yine şöyle ki; Rabbinizden (günahlarınız için) mağfiret talep edin, sonra da (her günah işlediğinizde geciktirmeksizin hemen) O’na tevbe edin ki O sizi (ömürlerinizin nihâyeti için) belirlenmiş bir süreye kadar (sıhhat, âfiyet, emniyet ve bitmez tükenmez nimetler içerisinde) güzel bir meta ile yaşatsın ve (salih amel bakımından) her fazlalık sahibine (dünyada da ahirette de) o fazlalığını(n mükâfatını tastamam) versin!”
Ayeti kerimede geçen istiğfar ve tevbe ilk bakışta aynı şeyler gibi anlaşılsa da istiğfar ve tevbe arasında ince bir fark vardır. Bu farkları birkaç maddede sıralayabiliriz;
a) İstiğfar masiyet ve günahları terk etmektir. Tevbe ise Allah’a ibadet etmeye yönelmektir.(1)
b) İstiğfar Allah’tan işlenen günahın affedilmesini istemektir. Tevbe ise işlenen günahtan pişman olup tekrar işlememeye gayret etmektir. (2)
c) İstiğfar Yüce Mevla’mızın razı olmadığı işlerden kurtulmayı kendisinden istemektir. Tevbe ise Allah’ın razı olmadığı işlerden kulun kendi gayretiyle uzaklaşmasıdır. Bu sebeple bahsimiz olan ayeti kerimede istiğfar tevbeden önce zikredilmiştir. Zira kişiye gereken önce Yüce Mevla’dan isteyip sonra o istek doğrultusunda gayret etmektir. (3)
Allahu Teala bahsimiz olan ayeti kerimede ‘Rabbinizden (günahlarınız için) mağfiret talep edin, sonra da (her günah işlediğinizde geciktirmeksizin hemen) O’na tevbe edin’ buyurduktan sonra ‘sizi (ömürlerinizin nihâyeti için) belirlenmiş bir süreye kadar (sıhhat, âfiyet, emniyet ve bol rızık içerisinde (4) ) güzel bir meta ile yaşatsın’ buyurmuştur.Bu manalardan anlaşıldığına göre Müslümanların sadece istiğfar etmesi (iman etmiş olması) mutlu, huzurlu ve müreffeh bir hayat sürmesi için yeterli olmayıp tevbe etmesi (aksatmadan ihlas ile (5) ibadetlerine devam etmesi) gerekir.
KAYNAKÇA:(1) Alusi, Ruhu’l Meani (11/265)
(2) Alusi, Ruhu’l Meani (11/265)
(3) Fahreddin Razi, Et-Tefsirü’l Kebir (9/168)
(4) Kurtubi, El-Camiu li Ahkami’l Kuran (3/2267)
(5) Alusi, Ruhu’l Meani (11/265)



