İlmi Meseleler

KAFİRLERE MEYLETMEK

Yüce Rabbimiz Müslümanların özenip örnek alınması gereken kişi olarak Peygamber Efendimizi ﷺ adres göstermiştir. Zira bu hususla alakalı Kuranı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:

﴿لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يرًا﴾

“Ant olsun ki elbette sizin için; (özellikle de)  Allah’tan ve o son günden korkmakta bulunmuş olan ve (korku, arzu, bolluk ve darlık gibi tüm hallerinde) Allah’ı çokça anmış olan kimseler için Allah’ın Rasûlünde pek güzel ve uyulmayı gerektiren birçok haslet/çok güzel bir örnek/ bulunmaktadır!

Pek yüce bir ahlak üzere gönderilen Peygamber Efendimizin ﷺ bu eşsiz örnekliği Hazreti Aişe annemize sorulunca Hazreti Aişe annemiz şöyle cevap vermiştir: “Onun ahlakı Kuran’dı”. Bizler de bu bağlamda ahlak gibi önemli bir hususun bozulmasına sebep olan kafirlere meyletme meselesini işlemek istiyoruz.

Mevla Teala Kuranı Kerim’de Hud Suresinin 113. ayetinde kafirlere meyletmekle alakalı şöyle buyurmaktadır:

﴿وَلَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ﴾ هود ١١٣

“O (şirk koşarak) zulüm işlemiş olan kimselere (onlar gibi giyinip kuşanmak ve kendilerine değer vermek gibi basit gördüğünüz şeylerle de olsa) en ufak bir meyil dahi göstermeyin, sonra (onları yakacak olan) o ateş size de dokunur. Sizin için Allah’tan başka yardımcılar da yoktur (ki sizi O’nun azabından koruyabilsin)! Sonra (kâfirlere meyledenlere azap edeceğini açıklayan O Allah tarafından da) yardım olunmazsınız!”

Bu ayetin tefsiri hakkında İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri şöyle demiştir:

“Zalimlere (ve müşriklere) nazik davranmak ve yağcılık yapmak, onların sözlerine ve işlerine razı olmak, onlarla arkadaşlık edip muhabbet etmek, onlarla samimiyet kurup kaynaşmak, onlarda bulunan geçici nimetlere imrenip göz uzatmak, onlara iyi temennilerde bulunmak, onlara saygı göstermek, arkalarından yürümek, onlara kalem, kağıt, mürekkep ve kıyafetler temin etmek, onlar gibi giyinip onlara benzemek, onlar gibi saç tıraşı yapmak,[1] onlara saygı göstermek için ayağa kalkmak ve onlara benzememe imkanı varken onlara benzemek de ayette bahsedilen zalimlere meyletmeye dâhildir. Hatta onları sevindirmek için gayret etmesi ve yukarıda sayılan birçok şey İmamı Alusi’ye göre zalimlere meyletmek değil de bizzat zalimlerden sayılmasını gerektirir.”[2]

‘Ayeti kerimedeki (ثم) “sonra” kelimesinin kullanılması zalimlere meyletmek sebebiyle azabı hak eden bu kişilerden Allah’ın yardımının ne kadar uzak olduğunu gösterir. Yani ayet şu manada olur: ‘Allah’ın ezeli hükmünde size azap etmesi kesinleştiği için sonra Allah size yardım etmeyecektir.’[3]

Rivayet edildiğine göre bir kişi Süfyan-ı Sevri’ye ‘Ben zalimlere terzilik yapıyorum. Ben zalimlerin destekçisi sayılır mıyım?’ diye sorunca Süfyan-ı Sevri Hazretleri ‘Hayır sen destekçi değilsin. Bilakis sen bizzat zalimlerdensin. Sana iğne satan kişi destekçi sayılır’ buyurdu.[4]

Bir rivayette Süfyan-ı Sevrî Rahimehullâh’a  ‘Çölde ölmek üzere olan bir zalime su verilir mi?’ diye sorulması üzerine “Hayır!” demiş. “Ama adam ölecek?” demişler. “Bırak ölsün!..” demiştir.[5]

Süfyân-ı  Sevrî Rahimehullâh “Cehennemde öyle bir vadi var ki orada sadece (zalim) hükümdarları ziyaret eden alimler bulunur.” demiştir.[6]

Evzâî Rahimehullâh’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Allahu Teâlâ Hazretleri’nin, yöneticilerle (sürekli) görüşen bir âlimden daha fazla buğuz ettiği kimse yoktur.”[7]

Müslümanlara gerekli olan, zalimleri görmeyecek ve onlara görünmeyecek bir şekilde onlardan uzaklaşmaktır. Zira zalimlerle beraber bulunmakta selamet yoktur. Zalimlerden uzaklaşma sebebiyle kaçırılan imkan ve nimetlere ise üzülmemek gerekir.

Rivayet edildiğine göre Allahu Teala Yuşa Aleyhisselam’a ‘Senin kavminin hayırlı olan kişilerinden kırk bin, şerli olan kişilerinden de altmış bin kişiyi helak edeceğim’ diye vahyetti. Yuşa Aleyhisselam ‘Hayırlı olan kişilerin durumu nedir?’ diye sorunca Allahu Teala şöyle buyurdu: ‘O hayırlı kişiler benim rızam için şerli olan kişilere buğuz etmeyip onlarla beraber yiyip içtiler.’[8]

Bu rivayetten anlaşıldığı üzere Allah için zalimlere buğuz edip onlara karşı öfke duymak vaciptir. Hatta bir kimsenin zalim olan birinin bekası için hayır duada bulunması o zalimin yeryüzündeki masiyetine razı gelmiş demektir. Bu mesele o kadar mühim ve hassas bir meseledir ki kitaplarımızda şöyle bir tabir geçmektedir: “Din iki (لا)’da toplanmıştır; (وَلَا تَطْغَوْا) ‘Allah’ın hudutlarını aşmayın’ ve (وَلَا تَرْكَنُوا) ‘Zalimlere en ufak bir meyilde bulunmayın’. Bu hususlara dikkat edip imanımızı zedelememek gerekir. Maalesef ki yaşadığımız zaman diliminde bu hususlar önemsiz görülmektedir. Oysaki Hicri ikinci asırda yaşayan Muvaffak Ebu Ahmed namaz kılarken imamın bahsimiz olan (وَلَا تَرْكَنُوا) ayetini okuduğunu duyunca bayılmıştı. Ayılınca da ‘Zalime meyledenin durumu buysa zalimlerin durumu nasıl olur?’ demiştir.[9]

Bu Konuda Mahmud Efendi Hazretlerimizin (Kuddise Sirruhu) İkazları

“Kâfirlerin dokuduğu elbiseleri giyeriz ama şekillerine giremeyiz. Yasaktır, yasaktır. Kadı Beyzâvî diyor ki: Kâfirlere meyletmek, onların süsü gibi süslenmek ve onlara benzemektir. En büyük zalimlik, kâfirlere benzemektir. Evlerimiz Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in evine benzemiyor. Ali Haydar Efendi Baba (Kuddise Sirruhû)ya soruldu: “Masa üzerinde yemek yesek nasıl olur?” Efendi Baba (Kuddise Sirruhû)“Yemesen sormazdın!” dedi ve kızdı, daha cevap vermedi. Bazı ana-babalar, “Yavrum daha küçük, hevesini alsın.” derler. Hevesi batsın. Heves alınacak diye domuz eti yenir mi? Bu da ona benzer. Rabbimiz bize dostluk nidasıyla nida buyuruyor. Bizler ise gidiyor, O’nun düşmanları olan kâfirleri dost ediniyoruz. Kâfirler pisliğin ta kendileridir, kuşları havada uçarken tutsalar, yüksek dağları devirseler, yine de necistirler. Küfür modalarına düşman olun. O hayvanların modalarını ne yapacaksın sen? Allah (Celle Celâluhû) seni ahsen-i takvim üzere yarattı. Onlar cehalet işleridir. Moda diye elbiselerinde İslami ölçülere uymayan değişiklikler yapanlar haindirler. Avrupa’nın giyim tarzına özenen, onun modalarını takip etmeye çalışan talebelerimize soruyorum: “Bosna-Hersek gibi olmak mı zor, Avrupa’nın modasını terk etmek mi zor? Bosna’da her şeyin bu hale gelmesine sebep hiç şüphesiz dinlerinden birçok şeyi terk edip Avrupaî bir hayat yaşamalarındandır.”

Mecûsîler nevruz günü toplansalar ve bir Müslüman da onlar için ‘Güzel bir âdet oluşturmuşlar’ dese kâfir olur. Çünkü bu sözü, küfrün vazettiği bir şeyi güzel görme manasına geldiği gibi, İslâm’ın oluşturduğu şeyleri de çirkin görme manası taşır.”[10]

Konuyla ilgili dikkat çekilmesi gereken hüküm, günümüzde bazı Müslümanların da küçük birtakım tatbikatlarla Noel kutlamaları iştirakine benzer şekilde bir örnekle şöyle açıklanmıştır:

“Bir insan elli yıl ibadet etse sonra Nevruz günü gelse ve bu kişi Nevruz gününü kutlayıp tazim etmek amacıyla müşriklerden birine bir yumurta hediye etse bu kişi Allah’ı inkâr etmiş olur ve bütün amelleri iptal olur.”[11]

Bu tehditlerin tamamından sakınmak, milâdî yılbaşı gecesi ve gününü senenin sair günlerinden farklı bir davranış içerisine girmeksizin geçirmekle mümkün olur. Nitekim bu gecede sadece alışveriş yapmanın dahi masum bir davranış olmayacağı şöyle ifade buyrulmuştur:

“Bir kişi daha öncesinde satın almadığı bir şeyi Nevruz günü satın alarak tıpkı kâfirlerin yaptığı gibi bu günü tazim etmeyi kastederse yaptığı bu iş küfür olur. Diğer günlerde yapmadığı bir işi bu günde yaparak kâfirlere benzememelidir.”[12]

Sonuç olarak Müslümanlarla bağlarımızı kuvvetlendirip kafirlerle aramıza mesafe koymazsak Mevla Teâlâ’nın Enfal Suresi 73. ayeti kerimenin sonunda belirttiği üzere yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat ortaya çıkıp İslam zayıflayacak kafirler kuvvet kazanacaktır. Bu ayeti kerimenin tefsiri hakkında İmamı Beğavi: ‘Ayeti kerimede bahsi geçen fitneden maksat kafirlerin kuvvet kazanmasıdır. Fesattan maksat ise İslam’ın zayıflamasıdır.’ demiştir.[13]

 Zemahşeri de şöyle demiştir:

‘Kafirlerle aranızdaki alakaları kesmezseniz yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar. Zira Müslümanlar kafirlere karşı bir olmazlarsa kafirler galip gelirler.’[14]


[1] İsmail Hakkı Bursevî, Ruhu’l Beyân, (4/256)

[2] Âlusî, Ruhu’l Meânî, (6/469)

[3] İsmail Hakkı Bursevî, Ruhu’l Beyân, (4/255)

[4] Âlusî, Ruhu’l Meânî, (6/470)

[5] Zemahşeri, El-Keşşâf an Hakâiki’t Tenzîl, (500)

[6] Zemahşeri, El-Keşşâf an Hakâiki’t Tenzîl, (500)

[7] Zemahşeri, El-Keşşâf an Hakâiki’t Tenzîl, (500)

[8] İsmail Hakkı Bursevî, Ruhu’l Beyân, (4/256)

[9] Âlusî, Ruhu’l Meânî, (6/470)

[10] Ali el-Kâri, Minehu’r-Ravdi’l-Ezher fî Şerhi’l-Fıkhi’l-Ekber, (499)

[11] Fahruddin Ebu’l-Mehâsin el-Kâdıhân, Fetâvâ-yı Kâdıhan fî Mezhebi’l-İmâmi’l-A‘zâm Ebî Hanîfeti’n-Nu‘mân, (3/519)

[12] Fahruddin Ebu’l-Mehâsin el-Kâdıhân, Fetâvâ-yı Kâdıhan fî Mezhebi’l-İmâmi’l-A‘zâm Ebî Hanîfeti’n-Nu‘mân, (3/519)

[13] Muhyissünne Beğavi, Mealimü’t Tenzil, (2/256)

[14] Zemahşeri, El-Keşşâf an Hakâiki’t Tenzîl, (421)

Abdullah Ahmet Hoca

Abdullah Ahmet Hoca

About Author

‎WhatsApp'ta Abdullah Ahmet Hoca kanalını takip edin:

WhatsApp üzerinden Abdullah Ahmet Hocamızı takip ederek faziletli amellerden haberdar olabilirsiniz.

Design By : SA Medya © 2025 Tüm Hakları Saklıdır