.
Kurban ibadeti, dinimizin en köklü ve derin anlamlar taşıyan şiarlarından biridir. Kökeni, İbrahim Aleyhisselâm’ın teslimiyetine kadar uzanan bu ibadet, kulun Rabbine olan bağlılığını, fedakârlığını ve takvâsını en açık şekilde ortaya koyar. Nitekim Kurânı Kerim’de kurbanların et ve kanlarının değil, Allah’a ulaşan şeyin takvâ olduğu açıkça beyan edilmiştir.
Bu yazıda, kurban kesme hakkındaki ayeti kerimeler başta olmak üzere kurban kesmenin faziletine dair rivayetleri bir araya getirerek, bu ibadetin manevi yönünü daha yakından tanımayı hedefliyoruz.
Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den nakledilen hadislerde, kurbanın kul için bir rahmet vesilesi olduğu, günahlara kefaret sayıldığı ve büyük ecirlere vesile olduğu ifade edilmiştir.
Kurban, sadece bir kesim işlemi değil; niyet, ihlâs ve paylaşmayla tamamlanan kapsamlı bir ibadettir. Bu yönüyle hem bireysel arınmaya hem de toplumsal dayanışmaya hizmet eder.
Aşağıda yer vereceğimiz rivayetler de bu ibadetin kalplerde nasıl bir derinlik ve şuur oluşturduğunu göstermesi bakımından dikkatle okunmalıdır.
Kurban Kesmeye Dair Ayet-i Kerimeler
1. Hac Suresi – 37. Ayeti Kerime:
لَنْ يَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَٓاؤُهَا وَلٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْ كَذٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنٖينَ
(Câhiliyet ehli kestikleri hayvanların kanlarını Kâ‘be’ye bulaştırıyorlar ve bunu bir ibâdet sayıyorlardı. Hâlbuki) onların etleri aslâ Allâh’a ulaşacak değildir, onların kanları da (ulaşıcı) değildir! Velâkin sizden O(nun kabûl makamı)na (ancak yüce Zâtına duyduğunuz saygı ve emrini kırmaktan sakınma nedeniyle) takvâ ulaşmaktadır. (Ey insan!) İşte sana! Sizi (ibâdet vazîfelerine) hidâyet buyurmasına karşılık (“Allâh-u Ekber” diye tekbîr getirerek) Allâh’ı büyük tuta(n ifâdelerle ana)sınız diye O böylece o (hayva)nları size tamâmen itâatkâr kılmıştır. (Habîbim!) Ayrıca sen (emirlerimi tutup, ihlâsla ibâdet yaparak) o güzel amel işleyenleri müjdele!
2. Kevser Suresi – 2. Ayeti Kerime:
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
(Habîbim!) Öyleyse Rabbin için (beş vakit namazı, özellikle kurban bayram) namaz(ını) kıl ve (putlar adına kurban kesenlere muhâlefet olmak üzere sâdece Allâhu Teâlâ’nın rızâsı için O’nun adıyla) kurban kes.
3. Meryem Suresi – 85. Ayeti Kerime:
يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّقِينَ إِلَى الرَّحْمٰنِ وَفْدًا
“(Habîbim!) Takvâ sâhiplerini (sâlih amellerinin ve kestikleri kurbanların bir karşılığı olarak altın eyerli ve yâkut semerli develerle taşınan) binekli heyetler hâlinde O Rahmân(ın hesap yurdun)a haşredeceğimiz günü (anlat)!”
Rivayet edildiğine göre Hazreti Ali Radıyallahu Anh Meryem Suresinin 85. ayetini okuduktan sonra şöyle buyurmuştur:
“(وَفْد) ‘Heyet’ ancak asil hayvanlara binekli olanlar için kullanılır. Onların asil binekleri de kurbanlarıdır. Onlara, yaratılanların benzerini hiç görmediği develer verilir. Bu develerin üzerinde altından eyerler, zebercetten yularlar (zümrüt türünden değerli taşlar) vardır. Sonra bu develer onları alıp cennete doğru götürür, nihayet cennetin kapısını çalarlar.”[1]
Kurban Kesmenin Faziletine Dair Rivayetler
1. Hazreti Aişe Radıyallahu Anhâ validemizden rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَا عَمِلَ ابْنُ آدَمَ يَوْمَ النَّحْرِ عَمَلًا أَحَبَّ إِلَى اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ، مِنْ هِرَاقَةِ دَمٍ، وَإِنَّهُ لَيَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ، بِقُرُونِهَا، وَأَظْلَافِهَا، وَأَشْعَارِهَا، وَإِنَّ الدَّمَ، لَيَقَعُ مِنَ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ، بِمَكَانٍ قَبْلَ أَنْ يَقَعَ عَلَى الْأَرْضِ، فَطِيبُوا بِهَا نَفْسًا
“İnsanoğlu, Kurban Bayramı gününde, Allah katında kan akıtmaktan (kurban kesmekten) daha sevimli bir amel işleyemez. Şüphesiz o kurban, kıyamet günü boynuzlarıyla, toynaklarıyla ve kıllarıyla birlikte gelir. Ve şüphesiz kan, yere düşmeden önce Allahu Teâlâ katında kabul görmüş bir makama ulaşır. O hâlde kurbanı gönül hoşluğuyla kesiniz.”[2]
2. Zeyd b. Erkam Radıyallahu Anh şöyle buyurmuştur:
عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ: قَالَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا رَسُولَ اللّٰهِ مَا هَذِهِ الْأَضَاحِيُّ؟ قَالَ: «سُنَّةُ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ» قَالُوا: فَمَا لَنَا فِيهَا يَا رَسُولَ اللّٰهِ؟ قَالَ: «بِكُلِّ شَعَرَةٍ، حَسَنَةٌ» قَالُوا: ” فَالصُّوفُ؟ يَا رَسُولَ اللّٰهِ قَالَ: بِكُلِّ شَعْرَةٍ مِنَ الصُّوفِ، حَسَنَةٌ
“Peygamber Efendimizin ﷺ ashâbı şöyle sordular: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu kurbanlar nedir?” Peygamber Efendimiz ﷺ: “Babanız İbrahim’in sünnetidir.” buyurdu. Ashâb-ı Kiram tekrar “Ey Allah’ın Rasûlü! Peki bunda bizim için ne (ecir) vardır?” diye sordular: Buyurdu ki: “(Kurbanın) her kılı karşılığında bir hasene (sevap) vardır.” Dediler ki: “Ya yünü?” Peygamber Efendimiz ﷺ: “Yünün her bir kılı karşılığında da bir hasene vardır.” buyurdu.”[3]
3. İmrân b. Husayn Radıyallahu Anh’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ Hazreti Fatıma Radıyallahu Anha validemize şöyle buyurmuştur:
عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ ﷺ قَالَ: «يَا فَاطِمَةُ قُومِي إِلَى أُضْحِيَّتِكِ فَاشْهَدِيهَا، فَإِنَّهُ يُغْفَرُ لَكِ عِنْدَ أَوَّلِ قَطْرَةٍ تَقْطُرُ مِنْ دَمِهَا كُلُّ ذَنْبٍ عَمِلْتِيهِ، وَقُولِي: إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، لَا شَرِيكَ لَهُ، وَبِذٰلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ». قَالَ عِمْرَانُ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللّٰهِ، هٰذَا لَكَ وَلِأَهْلِ بَيْتِكَ خَاصَّةً فَأَهْلُ ذٰلِكَ أَنْتُمْ أَمْ لِلْمُسْلِمِينَ عَامَّةً؟ قَالَ: «لَا، بَلْ لِلْمُسْلِمِينَ عَامَّةً»
“Kalk, kurbanının başına git ve ona şahit ol. Zira onun kanından damlayan ilk damla ile işlediğin bütün günahlar bağışlanır. Ve şöyle de:
‘Şüphesiz benim namazım, kurbanım (ibadetim), hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”
Bunun üzerine İmrân b. Husayn Radıyallahu Anh şöyle dedi:
“Yâ Rasûlallah! Bu (fazilet) yalnızca size ve Ehl-i Beyt’inize mi mahsustur, yoksa bütün Müslümanlar için midir?”
Peygamber Efendimiz ﷺ: “Bilakis bu, bütün Müslümanlar içindir.” buyurdu.”[4]
Bu hadisi şeriften anlaşıldığına göre sünnet olan, her kişinin kurbanını kendisinin kesmesidir. Çünkü kurban kesmek bir ibadettir ve ibadetin en faziletlisi, kişinin onu bizzat kendisinin yapmasıdır.[a]
Bununla birlikte kurbanını kesmesi için başkasını vekil tayin ederse bu da câizdir. Zira Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, veda haccında altmış üç kurbanı bizzat kestikten sonra geri kalan develerin kesimini başkasına yaptırmıştır; kurbanı vekaletle kestirmenin caiz olduğunda şüphe yoktur.[b]
İbn Hacer el-Askalani şöyle demiştir:
“Kurban kesmede, gücü yeten kimsenin başkasını vekil tayin etmesinin câiz olduğu konusunda âlimler ittifak etmiştir. Bununla birlikte kişinin kurbanının kesimine şahit olması müstehaptır.[c]
[a] Molla Aliyyü’l Kârî, Mirkâtü’l Mefâtih, 3/1078 (Daru’l Fikr, 2002)
[b] Tehânevi, İ’lâü’s Sünen, 17/273 (İdaretü’l Kuran ve’l Ulum, 1994)
[c] İbn Hacer el-Askalani, Fethü’l Bârî, 17/182 (er-Risaletü’l Alemiyye, 2025); Mevsili, el-İhtiyar li Talili’l Muhtar, 1/88 (Matbaatü’l Halebi, 1937)
4. Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
وَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: “أَحْسِنُوا ضَحَايَاكُمْ فَإِنَّهَا مَطَايَاكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Kurbanlarınızı en güzel şekilde yapın (özenle ve en iyisini seçerek kesin). Çünkü onlar kıyamet günü sizin binekleriniz olacaktır.”[5]
5. Hazreti Aişe (Radıyallahu Anhâ) validemizden rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّٰهُ تَعَالٰى عَنْهَا ، أَنَّهَا قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «ضَحُّوا وَطِيبُوا بِهَا نَفْسًا، فَإِنَّهُ مَنْ أَخَذَ أُضْحِيَتَهُ يَوْمَ حَلِّهَا فَاسْتَقْبَلَ بِهَا الْقِبْلَةَ كَانَ قَرْنُهَا وَفَرْثُهَا وَدَمُهَا وَشَعْرُهَا وَصُوفُهَا وَوَبَرُهَا مَحْضُورَاتٍ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّ الدَّمَ إِذَا وَقَعَ فِي التُّرَابِ فَإِنَّمَا يَقَعُ فِي حِرْزِ اللّٰهِ، أَنْفِقُوا يَسِيرًا تُؤْجَرُوا كَثِيرًا
“Kurban kesin ve bunu gönül hoşluğuyla yapın. Çünkü kim kurbanını, kesim günü geldiğinde alıp kıbleye yönelerek keserse; onun boynuzu, dışkısı, kanı, kılı, yünü ve tüyü kıyamet gününde onun için hazır edilmiş (sevap olarak saklanmış) olur. Şüphesiz ki kan, toprağa düştüğü zaman aslında Allah’ın korumasına düşer. Az bir harcama yapın ki çok sevap kazanasınız.”[6]
6. Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: مَنْ كَانَ لَهُ سَعَةٌ، وَلَمْ يُضَحِّ، فَلَا يَقْرَبَنَّ مُصَلَّانَا
“Kendisine imkân (bolluk) olduğu hâlde kurban kesmeyen kimse, bizim musallâmıza (namazgâhımıza) yaklaşmasın.”[7]
7. Mihnef b. Süleym (Radıyallahu Anh) şöyle demiştir:
عَنْ مِخْنَفِ بْنِ سُلَيْمٍ، قَالَ: كُنَّا وَقُوفًا عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِعَرَفَةَ فَقَالَ: يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ عَلٰى كُلِّ أَهْلِ بَيْتٍ فِي كُلِّ عَامٍ أُضْحِيَّةً
“Biz Peygamber Efendimizin ﷺ yanında bulunuyorduk. Kendisi şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Her ev halkına (maddi imkanı olan için)1, her yıl bir kurban gerekir.”[8]
8. Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
«كُلُّ بَيْتٍ لَمْ يُضَحَّ اشْتَكَتْ إِلَى اللَّهِ بِإِنْزَالِ الْبَلَاءِ»
“Kurban kesilmeyen her ev, başına belâ indirilmesi için Allah’a şikâyette bulunur.”[9]
9. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
إِنَّ دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلَامُ قَالَ: إِلٰهِي مَا ثَوَابُ مَنْ ضَحّٰى مِنْ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: ثَوَابُهُ أَنْ يُعْطَى بِكُلِّ شَعْرَةٍ مِنْهَا عَشْرُ حَسَنَاتٍ، وَيُمْحٰى عَنْهُ عَشْرُ سَيِّئَاتٍ، وَيُرْفَعُ لَهُ عَشْرُ دَرَجَاتٍ، فَقَالَ: إِلٰهِي فَمَا ثَوَابُهُ إِذَا شُقَّ بَطْنُهَا؟ قَالَ: إِذَا انْشَقَّ الْقَبْرُ عَنْهُ أَخْرَجَهُ اللّٰهُ تَعَالٰى آمِنًا مِنَ الْجُوعِ وَالْعَطَشِ وَمِنْ أَهْوَالِ الْقِيَامَةِ، يَا دَاوُدُ لَهُ بِكُلِّ بِضْعَةٍ مِنْ لَحْمِهَا طَيْرٌ فِي الْجَنَّةِ كَأَمْثَالِ الْبُخْتِ، وَبِكُلِّ كُرَاعٍ مِنْهَا مَرْكَبٌ مِنْ مَرَاكِبِ الْجَنَّةِ، وَبِكُلِّ شَعْرَةٍ عَلَى جَسَدِهَا قَصْرٌ فِي الْجَنَّةِ، وَبِكُلِّ شَعْرَةٍ عَلَى رَأْسِهَا جَارِيَةٌ مِنَ الْحُورِ الْعِينِ. أَمَا عَلِمْتَ يَا دَاوُدُ أَنَّ الضَّحَايَا هِيَ الْمَطَايَا، وَأَنَّ الضَّحَايَا تَمْحُو الْخَطَايَا وَتَدْفَعُ الْبَلَايَا
“Dâvûd Aleyhisselam:
‘Ey Rabbim! Ümmet-i Muhammed’den ﷺ kurban kesen kimsenin sevabı nedir?’ diye sorunca Allahu Teâlâ buyurdu:
‘Ümmet-i Muhammed’den ﷺ kurban kesen kimsenin sevabı şudur: Kurbanın her bir kılı karşılığında kendisine on sevap verilir, on günahı silinir ve onun için on derece yükseltilir.’
Dâvûd Aleyhisselam dedi ki:
‘Ey Rabbim! Peki kurbanın karnı yarıldığı (kesildiği) zaman bunun sevabı nedir?’
Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:
‘O kul (ahirette) kabri yarılıp çıktığı zaman, Allahu Teâlâ onu açlıktan, susuzluktan ve kıyametin dehşetlerinden emin olarak çıkarır. Ey Dâvûd! Onun için kurbanın her bir et parçası karşılığında cennette hörgüçlü deve gibi büyük kuşlar vardır. Kurbanın her bir ayağı karşılığında cennet bineklerinden bir binek vardır. Onun bedenindeki her bir kıl karşılığında cennette bir köşk vardır. Başındaki her bir kıl karşılığında ise hurilerden bir cariye vardır. Ey Dâvûd! Bilmedin mi ki kurbanlar (ahirette) bineklerdir ve şüphesiz kurbanlar günahları siler ve belaları defeder.”[10]
10. Rivayet olunduğuna göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
وَرُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ: “ضَحُّوا وَطِيبُوا بِهَا نَفْسًا فَإِنَّهُ مَنْ أَخَذَ أُضْحِيَتَهُ فَاسْتَقْبَلَ بِهَا الْقِبْلَةَ كَانَ دَمُهَا وَشَعْرُهَا مَحْصُورَيْنِ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَإِنَّ الدَّمَ إِذَا وَقَعَ فِي التُّرَابِ فَإِنَّمَا يَقَعُ فِي حِرْزِ اللّٰهِ، اَنْفِقُوا يَسِيرًا تُؤْجَرُوا كَثِيرًا
“Kurban kesin ve bunu gönül hoşluğuyla yapın. Çünkü kim kurbanını alıp onu kıbleye yönelterek keserse, onun kanı ve kılı kıyamet gününde onun için saklanmış (sevap olarak korunmuş) olur. Kan toprağa düştüğünde, aslında Allah’ın korumasına düşer. Az bir harcama yapın ki çok sevap kazanasınız.”[11]
11. Hazreti Aişe (Radıyallahu Anhâ) validemizden rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ: “مَنْ قَرَّبَ أُضْحِيَتَهُ يَوْمَ النَّحْرِ لِيَنْحَرَهَا، قَرَّبَهُ اللّٰهُ تَعَالٰى إِلَى الْجَنَّةِ، فَإِذَا نَحَرَهَا غَفَرَ اللّٰهُ لَهُ بِأَوَّلِ قَطْرَةٍ تَقْطُرُ مِنْ دَمِهَا، وَجَعَلَهَا اللّٰهُ تَعَالٰى لَهُ مَرْكَبًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلَى الْمَحْشَرِ، وَيُعْطٰى بِعَدَدِ شَعْرِهَا وَصُوفِهَا حَسَنَاتٍ
“Kim kurban günü kurbanını kesmek üzere (Allah için) hazırlayıp kurban yerine götürürse, Allahu Teâlâ da bu kişiyi cennete yaklaştırır. Kurbanı kestiğinde ise, kanından akan ilk damla ile Allah onun günahlarını bağışlar. Allahu Teâlâ o kurbanı kıyamet günü mahşere giderken onun için bir binek kılar. Ayrıca kurbanın kılı ve yünü sayısınca kendisine sevaplar verilir.”[12]
12. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ ضَحّٰى أُضْحِيَّتَهُ فَإِذَا خَرَجَ مِنْ قَبْرِهِ وَجَدَهُ قَائِمًا عَلَى رَأْسِ الْقَبْرِ فَإِذَا شَعْرُهُ مِنْ قُضْبَانِ الذَّهَبِ وَعَيْنُهُ مِنْ يَاقُوتٍ وَقَرْنَاهُ مِنْ ذَهَبٍ فَيَقُولُ مَنْ أَنْتَ فَمَا رَأَيْتُ شَيْئًا أَحْسَنَ مِنْكَ فَيَقُولُ أَنَا قُرْبَانُكَ الَّذِي قَرَّبْتَنِي فِي الدُّنْيَا اِرْكَبْ عَلَى ظَهْرِي فَيَرْكَبُ عَلَيْهِ وَيَذْهَبُ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِلَى ظِلِّ الْعَرْشِ
“Kim kurbanını keserse, o kişi kabirden çıktığında kurbanını kabrinin başında hazır bir halde bulur. Onun kılı altın şeritlerden, gözü yakuttan, boynuzları ise altındandır. O kişi ona: ‘Sen kimsin? Senden daha güzel bir şey görmedim’ der. O da şöyle cevap verir: ‘Ben, dünyada Allah için kestiğin kurbanınım. Bana bin.’ Bunun üzerine o kimse kurbanına biner ve onun üzerinde gök ile yer arasında yol alarak Arş’ın gölgesine doğru gider.”[13]
13. Hazreti Ali Radıyallahu Anh şöyle buyurmuştur:
وَقَالَ عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ إِذَا ضَرَبَ الْعَبْدُ قُرْبَانَهُ بِالْأَرْضِ فَذَبَحَهُ كَانَ أَوَّلُ قَطْرَةٍ مِنْ دَمِهِ كَفَّارَةً لِذَنْبِهِ وَلَهُ بِكُلِّ شَعْرَةٍ حَسَنَةٌ،
“Kul kurbanını yere yatırıp kestiği zaman, onun kanından akan ilk damla günahlarına kefâret olur; ayrıca kurbanın her bir kılı karşılığında kendisine bir hasene verilir.”[14]
14. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
وَعَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَلَا إِنَّ الْأُضْحِيَّةَ هِيَ تُنَجِّي صَاحِبَهَا مِنْ شَرِّ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ.
“Haberdar olun ki kurban, sahibini dünya ve ahiretteki şerlerden kurtarır.”[15]
15. Şöyle rivayet edilmiştir:
يَوْمُ الْأَضْحٰى، مَنْ قَرَّبَ فِيهِ قُرْبَانًا فَأَوَّلُ قَطْرَةٍ مِنْ دَمِهِ غَفَرَ اللّٰهُ ذُنُوبَهُ وَذُنُوبَ عِيَالِهِ، وَمَنْ أَطْعَمَ فِيهِ مُؤْمِنًا أَوْ تَصَدَّقَ بُعِثَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ آمِنًا، وَيَكُونُ فِي مِيزَانِهِ أَثْقَلَ مِنْ جَبَلِ أُحُدٍ
“Kurban bayramı günü kim bir kurban keserse, onun kanının ilk damlasıyla Allah onun ve ailesinin günahlarını bağışlar. Kim o gün bir mümine yemek yedirir veya sadaka verirse, kıyamet günü emniyet içinde diriltilir ve (yaptığı bu amel) onun mizanında Uhud Dağı’ndan daha ağır olur.”[16]
16. Rivayet edildiğine göre Ebu Cafer şöyle demiştir:
أَوَّلُ قَطْرَةٍ مِنْ دَمِ الْأُضْحِيَّةِ كَفَّارَةٌ لِأَرْبَعَةِ آلَافِ خَطِيئَةٍ
“Kurbanın kanından akan ilk damla, dört bin günaha kefarettir.”[17]
17. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ ﷺ : مَنْ أَحْيَا لَيْلَةَ النَّحْرِ، وَضَحّٰى يَوْمَ الْعِيدِ، وَأَطْعَمَ مِنْهَا الْمَسَاكِينَ خَرَجَ مِنْ ذُنُوبِهِ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ
“Her kim Kurban Bayramı gecesini (ibadetle) ihyâ eder, bayram günü kurban keser ve o kurban etinden fakirlere yedirirse, annesinin onu doğurduğu günkü gibi günahlarından çıkar.”[18]
18. Hazreti Ali Radıyallahu Anh’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
رُوِيَ عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: يَا أَيُّهَا النَّاسُ، ضَحُّوا وَاحْتَسِبُوا بِدِمَائِهَا، فَإِنَّ الدَّمَ وَإِنْ وَقَعَ فِي الأَرْضِ، فَإِنَّهُ يَقَعُ فِي حِرْزِ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ
“Ey insanlar! Kurban kesiniz ve onun kanı ile (Allah katında) sevap bekleyiniz. Çünkü o kurbanın kanı, yere düşüyor olsa bile, aslında Allah’ın korumasına düşer.”[19]
19. Hüseyn b. Ali Radıyallahu Anhüma’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
رُوِيَ عَنْ حُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ ضَحّٰى طَيِّبَةً بِهَا نَفْسُهُ، مُحْتَسِبًا لِأُضْحِيَّتِهِ، كَانَتْ لَهُ حِجَابًا مِنَ النَّارِ
“Kim gönül hoşluğuyla ve sevabını Allah’tan umarak kurban keserse, bu kurban onun için ateşe karşı bir perde (koruyucu) olur.”[20]
20. Abdullah b. Abbas Radıyallahu Anhüma’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
رُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا أُنْفِقَتِ الْوَرِقُ فِي شَيْءٍ أَحَبَّ إِلَى اللّٰهِ مِنْ نَحِيرٍ يُنْحَرُ فِي يَوْمِ عِيدٍ
“Hiçbir para, Allah katında bayram günü kesilen bir kurban için harcanmaktan daha sevimli hiçbir şeye harcanmamıştır.”[21]
21. Hazreti Ali Radıyallahu Anh’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ: أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ يَا فَاطِمَةُ، قُومِي فَاشْهَدِي أُضْحِيَّتَكِ، فَإِنَّهُ يُغْفَرُ لَكِ بِأَوَّلِ قَطْرَةٍ تَقْطُرُ مِنْ دَمِهَا كُلُّ ذَنْبٍ. أَمَا إِنَّهُ يُجَاءُ بِلَحْمِهَا وَدَمِهَا فَتُوضَعُ فِي مِيزَانِكِ سَبْعِينَ ضِعْفًا قَالَ أَبُو سَعِيدٍ: يَا رَسُولَ اللّٰهِ، هٰذَا لِآلِ مُحَمَّدٍ خَاصَّةً، فَإِنَّهُمْ أَهْلٌ لِمَا خُصُّوا بِهِ مِنَ الْخَيْرِ، أَوْ لِلْمُسْلِمِينَ عَامَّةً؟ قَالَ: لِآلِ مُحَمَّدٍ خَاصَّةً، وَلِلْمُسْلِمِينَ عَامَّةً
“Ey Fâtıma! Kalk ve kurbanının başında hazır bulun. Çünkü onun kanından yere düşen ilk damla ile bütün günahların bağışlanır. Ayrıca kıyamet gününde o kurbanın eti ve kanı getirilir, senin mizânında yetmiş kat (sevap) olarak tartılır.” Bunun üzerine Ebu Said el-Hudri dedi ki:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Bu sadece Âl-i Muhammed’e mi mahsustur — ki onlar bu hayra ehildir — yoksa bütün Müslümanlar için genel midir?” Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:
“Âl-i Muhammed için özel (bir fazilet yönü vardır), fakat Müslümanlar için de geneldir.”[22]
[1] el-Ğunye li Tâlibî Tariki’l Hak, Şeyh Abdulkadir Geylani, 412 (Mektebetü’l İlmi’l Hadis, 2001)
[2] İbn Mace, es-Sünen, No: 3126
[3] İbn Mace, es-Sünen, No: 3127
[4] Hâkim, el-Müstedrek, No: 7524
[5] el-Ğunye li Tâlibî Tariki’l Hak, Şeyh Abdulkadir Geylani, (Mektebetü’l İlmi’l Hadis, 2001)
[6] Ebu’l Leys Semerkandi, Tenbihü’l Gâfilin, 164 (Dâru’l Fikr, 2009)
[7] İbn Mace, es-Sünen, No: 3123
[8] İbn Mace, es-Sünen, No: 3125
- Kurban Bayramı’nda ibadet niyetiyle kurban kesmek, hür, mukim, Müslüman, zengin olan için vacip bir vazifedir. Zenginden maksat, temel ihtiyaçlarından başka nâmi (artıcı) olan veya olmayan en az iki yüz dirhem gümüş miktarı (günümüzde bu miktar 86-96 gram arası 24 ayar altın değeri olarak belirlenmektedir) mala sahip olan kimselerdir. ↩︎
[9] İmam-ı Gazali, Sülvetü’l Arifin (1/246) (DKİ, 2011)
[10] el-Ğunye li Tâlibî Tariki’l Hak, Şeyh Abdulkadir Geylani, 412 (Mektebetü’l İlmi’l Hadis, 2001); İmam-ı Gazali, Sülvetü’l Arifin (1/247) (DKİ, 2011)
[11] el-Ğunye li Tâlibî Tariki’l Hak, Şeyh Abdulkadir Geylani, 412 (Mektebetü’l İlmi’l Hadis, 2001)
[12] el-Ğunye li Tâlibî Tariki’l Hak, Şeyh Abdulkadir Geylani, 413 (Mektebetü’l İlmi’l Hadis, 2001)
[13] Nüzhetü’l Mecâlis, Abdurrahman es-Safurî, 1/212 (el-Mektebetü’l Asriyye, 2017)
[14] Nüzhetü’l Mecâlis, Abdurrahman es-Safurî, 1/212 (el-Mektebetü’l Asriyye, 2017)
[15] Nüzhetü’l Mecâlis, Abdurrahman es-Safurî, 1/212 (el-Mektebetü’l Asriyye, 2017)
[16] İmam-ı Gazali, Sülvetü’l Arifin (1/287) (DKİ, 2011)
[17] Numan el-Alusi, Ğâliyetü’l Mevâiz, 588 (Daru’l Minhâc, 2005)
[18] İbnü’l Cevzi, en-Nur fî Fezâili’l Eyyâm ve’ş Şuhur, 94 (Dairatü’ş Şüuni’l İslamiyye, 2018)
[19] Taberani, el-Mu’cemü’l Evsat, No: 8319
[20] Taberani, el-Mu’cemü’l Kebir, No: 2736
[21] Taberani, el-Mu’cemü’l Kebir, No: 10894
[22] Münzirî, et-Terğib ve’t Terhib, 2/100 (Darü’l Kütübi’l İlmiyye, 2009)


