…
Kurbanın Tarifi
Kurban, Allah’a manen yaklaşabilmek için kurban niyetiyle kesilen, dinin belirlediği özel hayvandır. Kurban Bayramı’nda böyle Hak rızası için kesilen kurbana “udhiyye” denilir.
Kurbanın Vacip Olması
Kurban Bayramı’nda ibadet niyetiyle kurban kesmek, hür, mukim, Müslüman, zengin olanlar için vacip bir vazifedir. Zenginden maksat, temel ihtiyaçlarından başka nâmi (artıcı) olan veya olmayan en az iki yüz dirhem gümüş miktarı mala sahip olan, bir diğer ifadeyle fıtır sadakasıyla mükellef olan kimsedir.[1] Kurban kesme günlerinde kurban kesmeye gücü yeten kimse, kurban kesmezse bu vacip zimmetinden düşmez. Kurban bedeli kadar sadaka vermesi gerekir.
Kurbanın Cinsi
Kurban, sadece koyun, keçi, deve ve sığır cinslerinden kesilebilir. Mandalar sığır cinsinden sayılır. Bu hayvanların erkekleri de ve dişileri de kurban edilebilir. Bununla beraber koyun cinsinin erkeğini kurban etmek daha faziletlidir. Keçinin erkeği ve dişisi kıymetçe eşit olursa dişisini kurban etmek daha faziletlidir. Aynı şekilde deve veya sığırın, erkek ve dişisi et veya kıymet bakımından eşit olursa dişisinin kurban edilmesi daha faziletlidir.
Kurbanlık Hayvanlarda Olması Gereken Şartlar
Kurban olarak kesilecek koyun ve keçi birer yaşını bitirmiş bulunmalı veya koyunlar yedi, sekiz aylık olduğu hâlde bir yaşında gibi gösterişli olmalıdır. Deve en az beş yaşını, sığır da iki yaşını doldurmuş olmalıdır.
Bir koyun veya keçi, yalnız bir kişi adına kurban olabilir. Bir deve veya sığır ise yedi kişiye kadar kurban olabilir. Ortaklar, kesilen kurbandan hisselerini almak için tartmalıdırlar. Hisseleri göz kararıyla ayıramazlar.
Kurbanlık hayvanın şaşı, topal, uyuz, deli, boynuzlu, boynuzsuz veya boynuzunun biraz kırık bulunmasında, kulaklarının delinmiş veya enine yarılmış olmasında, kulaklarının uçlarından kesilip sarkık bir hâlde bulunmasında, dişlerinin azı düşmüş olmasında, tenasül uzvu bulunmayıp kesilmiş veya burulmuş olmasında bir sakınca yoktur.
Kurban Olmayan Hayvanlar
İki veya bir gözü kör olan, dişlerinin çoğu düşmüş, kulakları kesilmiş, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış, kulağının veya kuyruğunun yarısından fazlası veya memelerinin başları kopmuş bulunan, kulakları veya kuyruğu doğuştan bulunmayan hayvanlar kurban olamaz.
Kurbanın Zamanı
Kurban kesmenin gerekli olduğu vakit; Eyyam-ı nahr denilen Kurban Bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günleridir. Fakat birinci gününde kesilmesi daha faziletlidir.
Kurbanlar, bayram namazından sonra kesilmelidir. İlk vakti budur. Kurban kesme vakti Hanefî mezhebine göre bayramın 3. günü güneş batana kadar devam eder.
Bu süre içinde gece ve gündüz kurban kesilebilir. Ancak kurbanların gündüz kesilmesi daha uygundur. Şâfiî mezhebine göre ise bayramın 4. günü güneş batana kadar kurban kesilebilir.
Kurban Kesecek Olan Kişilerin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar
1. İlk Olarak Kurban Etinden Yemek
Fıkıh alimleri ittifak etmişlerdir ki kurban kesecek olan kişilerin Kurban Bayramı günü kurbanını kesene kadar bir şey yemeyi geciktirmesi ve yemekten imsak etmesi (yememesi) sünnettir; ta ki kurbanının ciğeriyle (etiyle) iftar etsin.
Bunun sebebi, Büreyde Radıyallahu Anh’dan rivayet edilen şu hadistir:
“Peygamber Efendimiz ﷺ, Ramazan Bayramı günü bir şey yemeden dışarı çıkmazdı; Kurban Bayramı günü, kurban kesinceye kadar bir şey yemezdi.”
Ayrıca, Kurban Bayramı’nda kurban kesmek ve kurban etinden yemek meşru kılındığı için, iftarın kurbandan bir şeyle yapılması müstehap olmuştur.
Yine Kurban Bayramı gününde insanlar Allah Teâlâ’nın misafirleri sayıldığından, onların ilk yiyeceklerinin Allah Teâlâ’nın ikramı olan kurban etlerinden olması müstehap kabul edilmiştir.
Ramazan Bayramı’nda ise fıtır sadakası bayram namazından önce verildiği için, sadaka veren kimsenin bayram namazından önce yemek yemesi müstehap görülmüştür; böylece fakirlerle birlikte (yeme konusunda) ortaklık gerçekleşsin.
Kurban Bayramı’nda ise sadaka, ancak namazdan sonra kurban etinden verilmek suretiyle olur. Bu yüzden, fakirlere uygunluk sağlamak için onlarla birlikte kurban etinden yemek müstehap görülmüştür.
Ayrıca, Ramazan Bayramı’ndan önceki günlerde (oruç sebebiyle) yemek yemek haram olduğu için, önceki günlerden ayırt edilmesi için bayram günü namazdan önce yemek yemek mendup kılınmıştır.
Kurban Bayramı’nda ise, ondan önce yemek yemek haram olmadığı için (böyle bir yasak bulunmadığından) yemek geciktirilmiştir; böylece her iki bayram birbirinden ayırt edilmiş olur.[2]
Kurbanını yurtdışında veya yurtiçindeki kesimhanelerde kestirenler bayram namazı kılınana kadar bir şey yemezler. Zira yurtdışında veya yurtiçindeki kesimhanelerde kestirilen kurbanlar ertesi günlere dahi sarkabilmektedir.
Kurban kesemeyen kişilerin ise bayram namazı kılınana kadar bir şey yiyip içmemeleri müstehaptır. Çünkü rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kurban Bayramı gününde namazdan dönünceye kadar bir şey yemez, sonra kurbanının etinden yerdi.[3]
Kurban Bayramında yeme içmenin bayram namazından sonraya bırakılması, sabah vaktinden bayram namazını kılıncaya kadar, yemeye benzer (oruçla uyuşmayan) her şeyin terk edilmesini de kapsar.
Sahâbe-i Kiram’dan Radıyallâhu Anhüm Kurban Bayramı sabahında çocukların yemekten, küçüklerin de emzirilmekten alıkonulduğuna dair rivayetler tevatür etmiştir.1
Kurban Bayramı günü, teberrük maksadıyla kurban etinden yemek için bayram namazından önce yemek yemekten kaçınmak müstehaptır. Kim bunu yaparsa, Ebü’l-Kâsım’ın (Peygamber Efendimizin) ﷺ sünnetine uymuş olur.[4]
Sünnete uymakla ilgili Peygamber Efendimizin şu hadisi şerifini hatırlatmak isteriz:
قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلْمُتَمَسِّكُ بِسُنَّتِي عِنْدَ فَسَادِ أُمَّتِي لَهُ أَجْرُ مِئَةِ شَهِيدٍ “Ümmetimin fesada uğradığı (bozulduğu) zamanda benim sünnetime sımsıkı sarılan kimse için yüz şehit sevabı vardır.”2
Bu uygulama (yeme içmenin bayram namazından sonraya bırakılması), gerçek bir oruç değildir; bu yüzden niyet de şart değildir.
‘Eğer kişi, bayram namazından önce bir şey yiyip içerse mekruh olmaz.[5] Ancak edebe uygun olan namazdan önce bir şey yememektir.[6]
İbn Attar’ın beyan ettiğine göre Kurban bayramında bayram namazı kılınana kadar bir şey yenilmezse oruç tutanın sevabı vardır.[7]
2. Kurban Keseceklerin Tıraşı ve Tırnak Kesmeleri
Ümmü Seleme Radıyallahu Anhâ validemizden rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ (مَنْ كَانَ لَهُ ذِبْحٌ يَذْبَحُهُ، فَإِذَا أُهِلَّ هِلَالُ ذِي الْحِجَّةِ، فَلَا يَأْخُذَنَّ مِنْ شَعْرِهِ وَلَا مِنْ أَظْفَارِهِ شَيْئًا، حَتّٰى يُضَحِّيَ
“Kimin keseceği bir kurbanı varsa, Zilhicce ayının hilâli görüldüğünde, kurbanını kesinceye kadar saçından ve tırnaklarından hiçbir şey almasın.”[8]
Bu mesele mezhepler arasında ihtilaflıdır. Mezhep imamımız İmam-ı Azam’a göre kurban kesecek olanların Zilhicce ayının ilk 10 gününde tırnaklarını kesmeleri ve tıraş olmaları mekruh değildir. Şafii mezhebine göre ise tenzihen mekruhtur.
Ancak her ne olursa olsun, Hanefiler olarak bizler de eğer kurban keseceksek, Zilhicce’nin ilk on gününde tıraşı ve tırnak kesmeyi bırakırsak, Hanefi mezhebine muhâlefet etmeden diğerlerine de uymuş oluruz. Çünkü Hanefi alimleri de kesilmemesinin mahzurlu olduğunu söylemiyorlar. Yeter ki kasık ve tırnak temizliği bu on günle kırk günü aşacak olmasın.
Üstâdımız Hacı Mahmûd Efendi (Kuddise Sirruhu) Hazretleri Hanefi olmasına rağmen diğer mezheplerin delîli olan bu hadîs-i şerîfi çok önemser ve diğer mezheplerin ihtilâfından sakınmak gerektiği düşüncesiyle ihtiyâten bu on günler girdiğinde hacca gitmemişse itikâfa girer, bu zaman diliminde hem tıraş olmaz, hem de tırnak kesmezlerdi.
3. Camiye Giderken Tekbir Getirmek
Kurban bayramı namazını kılmak için camiye giderken yolda açıktan (sesli) tekbir getirmek müstehaptır.[9] Ramazan bayramında ise sessiz olarak tekbir getirilir.
4. Teşrik Tekbirleri
Arefe gününün sabah namazından başlayıp Kurban Bayramının dördüncü gününün ikindi namazına kadar her farz namazdan sonra bir defa teşrik tekbiri getirmek vaciptir.[10]
Tekbir şu şekildedir:
اَللّٰهُ أَكْبَرْ، اَللّٰهُ أَكْبَرْ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرْ. اَللّٰهُ أَكْبَرْ، وَلِلّٰهِ الْحَمْدْ
(Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Lâ İlâhe İllallâhu Vallâhu Ekber. Allâhu Ekber, ve Lillâhil Hamd)
Teşrik tekbirlerinin faziletine dair Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
أَكْثِرُوا مِنَ التَّكْبِيرِ لَيْلَةَ عِيدِ النَّحْرِ إِلٰى آخِرِ أَيَّامِ التَّشْرِيقِ خَلْفَ الصَّلَاةِ ثَلَاثًا، فَإِنَّهُ يَهْدِمُ الذُّنُوبَ هَدْمًا
“Kurban Bayramı gecesinden itibaren teşrik (bayram) günlerinin sonuna kadar her farz namazın ardından üç kere, çokça tekbir getirin, zira tekbir günahları yıkıp yok eder.”[11]
Tabiinden olan İkrime Rahimehullah şöyle demiştir:
Teşrik tekbiri günlerinde bu duayı okumak güzel görülmüştür:[12]
رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
[1] Bu miktar günümüzde 86-96 gram arası 24 ayar altın değeri olarak belirlenmektedir.
[2] El-Mevsuatü’l Fıkhiyyetü’l Kuveytiyye, 45/341 (Vizaretü’l Evkaf ve’ş Şuûn’il İslamiyye, 2005)
[3] Burhâneddin el-Merğinânî, el-Hidâye, 1/85 (Daru İhyâi’t Turasi’l Arabi, 2004)
- İbn Abidin, Reddü’l Muhtar, 3/60 (DKİ, 2011) ↩︎
- Ebu Nuaym, Hilyetü’l Evliya, 8/200 (Matbaatü’s Saade, 1974); Taberani, el-Mucemü’l Evsat, No: 5414 ↩︎
[4] İbnü’l Cevzi, en-Nur fî Fezâili’l Eyyâm ve’ş Şuhur, 94 (Dairatü’ş Şüuni’l İslamiyye, 2018)
[5] Tahtâvi, Hâşiyetü’t Tahtâvi, 536 (Daru’l Kütübi’l İlmiyye, 1997)
[6] İbn Abidin, Reddü’l Muhtar, 3/60 (DKİ, 2011)
[7] İbn Attar, el-Udde fi Şerhi’l Umde, 2/884 (Daru’l Beşâiri’l İslamiyye, 2006)
[8] Sahih-i Müslim, Ezâhî, No: 1977
[9] Tahtâvi, Hâşiyetü’t Tahtâvi, 537 (Daru’l Kütübi’l İlmiyye, 1997)
[10] Tahtâvi, Hâşiyetü’t Tahtâvi, 540 (Daru’l Kütübi’l İlmiyye, 1997)
[11] Nüzhetü’l Mecâlis, Abdurrahman es-Safurî, 1/211 (el-Mektebetü’l Asriyye, 2017); İbnü’l Cevzi, en-Nur fî Fezâili’l Eyyâm ve’ş Şuhur, 93 (Dairatü’ş Şüuni’l İslamiyye, 2018)
[12] İbn Receb el-Hanbeli, Letâifü’l Meârif, 330 (Şirketü’l Kudüs, 2012)


