…
Kıymetli takipçilerimiz Kadir suresinde ‘bin aydan daha hayırlı’ olduğu ifade edilen ‘Kadir Gecesi’nden ziyadesiyle istifade edebilmemiz için 8 başlık halinde kapsamlı bir yazı ele almaya gayret ettik. Başlıklar şu şekildedir;
- KADİR GECESİNİN FAZİLETLERİ
- KADİR GECESİNİN VAKTİ
- KADİR GECESİNİN RAMAZAN AYININ 27. GECESİ OLDUĞUNA DAİR RİVAYETLER
- KADİR GECESİ YAPILACAK İBADETLER
- KADİR GECESİNDE YAPILACAK ZİKİRLER ve DUALAR
- KADİR SURESİNİ OKUMANIN FAZİLETLERİ
- KADİR GECESİNDE GUSÜL ALMAK
- KADİR GECESİNİ FAZİLETİNDEN MAHRUM OLANLAR
KADİR GECESİNİN FAZİLETLERİ
- Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
‘Allahu Teala Kadir gecesini benim ümmetime lütfetmiştir. Önceki ümmetlere (böyle bir gece) verilmemiştir.’[1]
- Enes b. Malik’den rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
‘Size, içinde bin aydan daha hayırlı bir gece bulunan bir ay gelmiştir. Kim, o gecenin hayrından mahrum kalırsa, o kişi bütün hayırlardan mahrum kalmış demektir. O gecenin hayrından ancak gerçekten nasipsiz biri mahrum kalır’[2]
- Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
‘Kadir gecesi münafıklara ve kafirlere dağ kadar ağır gelir. O gece de Allah’ı anamazlar.’[3]
- Ebu Hureyre’den t rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Her kim inanarak (yani Allah’ı tasdik ederek, gönül hoşluğu ile sevabını isteyerek, orucu kötü görmeden, bir yük kabul etmeden ve oruç günlerini uzun günler saymadan oruç tutarak[4]) ve sevabını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesi kaim olursa (geceyi ibadetle geçirirse) geçmiş (küçük) günahları bağışlanır (ve umulur ki büyük günahları affedilir[5]).”[6]
Geçmiş günahların bağışlanmasıyla ilgili İmam Nevevi şöyle demiştir:
‘Eğer kişinin küçük günahları varsa kefaret olan bu ameller; küçük günahları siler. Eğer büyük günahları varsa bunları hafifletir (tamamen silmez). Eğer kişinin büyük veya küçük günahı da yoksa bu ameller cennette derecesini yükseltir.’[7]
- (وَمَا أَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ) Ayeti Kadir gecesinin faziletine delil olur. Fahreddin Razi bu ayeti ‘İdrakın, bu gecenin faziletinin derecesine ve kıymetinin yüceliğinin son noktasına ulaşamaz.’ şeklinde tefsir etmiştir. (لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ) Ayeti ile Kadir gecesinin faziletini ve yüceliğini bizzat Allahu Teala beyan etmiştir. [kaynak?][8]
- Peygamber Efendimiz ﷺ, İsrailoğullarından Şemsûn isminde bir kişinin silah kuşanıp, Allah yolunda, bin ay cihat ettiğinden bahsetti. Müminler buna hayret ettiler ve kendi amellerini küçük gördüler. Bunun üzerine müminlere bu savaşçının bin aylık cihadından daha hayırlı bir gece verildi.[9]
- Denildi ki: Geçmiş zamanlarda bir kişi, Allahu Teâlâ’ya bin ay ibadet etmedikçe, ona âbid demezlerdi. Ümmet-i Muhammed’e bu gece, bu sebeple verildi. Eğer Ümmet-i Muhammed içinde bu kadir gecesini ihyâ edenler olursa onlar, geçmiş ümmetlerdeki âbidler gibi, bu isme lâyık olurlar.[10]
- Yine denildi ki: Peygamber Efendimiz ﷺ ümmetlerin hepsinin ömürlerini gördü. Bunların içinde kendi ümmetinin ömrünü kısa buldu. Uzun ömürlü ümmetlerin eriştikleri dereceye amel ile ulaşamayacaklarından endişe etti. Bu sebeple Allahu Teâlâ ona kadir gecesini verdi ve “Bu geceyi diğer ümmetlerin bin ayından daha hayırlı kıldık” buyurdu.[11]
- Mezâhir-i Hak adlı kitapta şöyle yazmaktadır; “Melekler Kadir gecesinde yaratıldı. Hazreti Âdem Aleyhisselam’ın yaratıldığı maddeler bu gece bir araya gelmeye başladı. Cennetteki ağaçlar bu gece dikildi.” Ayrıca, birçok hadislerde bu gecede duaların kabul edildiği bildirilmiştir. Ed-Dürrü’l Mensür’deki bir hadiste “Hazreti İsa Aleyhisselam o gece göğe kaldırıldı ve İsrailoğullarının tövbesi o gece kabul edildi” buyurulmuştur.[12]
KADİR GECESİNİN VAKTİ
Ubâde B. Samit diyor ki; Rasulullah ﷺ bize Kadir gecesini bildirmek için dışarı çıkmıştı. Fakat iki Müslüman aralarında çekişiyorlardı. Rasulullah ﷺ şöyle buyurdu: “Size Kadir gecesini haber vermek için çıkmıştım. Ama falan ve filanın çekişmesi yüzünden onun tarihi kaldırıldı. Belki de böyle olması (Allah’ın ilminde) sizin için daha hayırlıdır. Artık onu, dokuzuncu, yedinci ve beşinci gecelerde arayın.”
Alimlerimiz Kadir gecesinin gizlenmesinin birkaç faydası olduğunu bildirmişlerdir;
a) Eğer bu gecenin tarihi ilan edilseydi birçok ihmalci kimseler diğer gecelerde ibadet etmeyi tamamen bırakırlardı. Halbuki bu durumda belki de bu gece Kadir gecesidir ihtimaliyle istekli olanlara birçok geceyi ibadetle geçirmek nasip olacaktır.
b) Günah işlemeden duramayan birçok insanlar vardır. Bu gecenin ne zaman olduğunu bildikleri halde o gece günah işlemeye kalkışsalardı durumları çok endişe verici olurdu. Rasulullah ﷺ bir gün mescide geldi. Bir sahabi uyuyordu. Efendimiz ﷺ, Hazreti Ali’ye t “Onu uyandır, abdest alsın” buyurdu. Hazreti Ali’ t onu uyandırdıktan sonra Rasulullah’a ﷺ, “Siz hayırlı işlerde daima ileri geçtiğiniz halde, niçin siz onu uyandırmadınız?” dedi. Rasulullah ﷺ, “Belki de dediklerimi reddederdi. Benim emrime karşı gelseydi küfre girerdi. Senin dediklerini inkâr etmek ise küfür olmaz” buyurdu. İşte böyle, Allahu Teala hiç kimsenin bu büyük gecenin tarihini bildiği halde günah işlemeye kalkışmasını istememiştir.[13]
Kadir Gecesinin hangi gece olduğuyla alakalı farklı görüşler ve rivayetler vardır. Biz 27. Gece rivayeti üzerinde duracağız.
İmam Beyhaki şöyle buyurmuştur:
“Kadir gecesiyle alakalı bütün bu görüşler çıkarım olup yakînî (kesin) değildir. Rasulullah ﷺ başlangıçta Kadir gecesinin hangi gece olduğunu biliyordu. Ancak Müslümanların bu geceye güvenerek yalnızca bu gecede ibadet edip diğer gecelerde ibadet etmeyeceklerinden dolayı bunu bildirmesine izin verilmemişti. Sonra kendisine dini bir konuda soru sorulup cevap vermeyecek konuma düşmemesi için Rasulullah’a ﷺ Kadir gecesi unutturuldu.
Bununla beraber Hazreti Ali, Hazreti Aişe, Hazreti Muaviye, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Abbas’a (Radiyallahu Anhüm) ve alimlerin çoğuna göre Kadir gecesi Ramazan ayının 27. gecesidir.[14]
Kadir Gecesinin Ramazan Ayının 27. Gecesi Olduğuna Dair Rivayetler
- Sahih-i Müslim ve Sünen-i Tirmizi’de geçen bir rivayette Übey b. Ka’b’a Kadir gecesi sorulduğunda Allah’a yemin ederek Kadir gecesini bildiğini ve Kadir gecesinin Ramazan’ın 27. gecesi olduğunu söylemiştir. Kendisine bunu nasıl bildiği sorulunca ‘Rasulullah’ın ﷺ öğrettiği bir alamet ile biliyorum ki o alamet o sabahki doğan güneş şuâsız (ışınsız ve mat) olmasıdır.[15] buyurmuştur.
- Ebu Zer Radıyallahu Anh şöyle buyurmuştur:
“Ramazan’da Rasulullah ﷺ ile birlikte oruç tuttuk. Ayın sonuna yedi gün kalıncaya kadar bize gece namazı kıldırmadı. Yedi gün kalınca (23. gece) bize namaz kıldırdı ve gecenin üçte biri geçinceye kadar devam etti. Altı gece kalınca (24. gece) bize namaz kıldırmadı. Beş gece kalınca (25. gece) bize namaz kıldırdı ve gecenin yarısı geçinceye kadar devam etti.
Ben dedim ki: ‘Ey Allah’ın Rasulu! ﷺ Keşke bu gecenin geri kalanında da bize nafile olarak namaz kıldırsaydınız.’
Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Bir kimse (yatsı ve sabah namazlarını)[16] imamla birlikte kılar ve imam namazı bitirinceye kadar onunla kalırsa, ona bütün gece namaz kılmış gibi sevap yazılır.”
Dört gece kalınca (26. gece) yine kıldırmadı. Üç gece kalınca (27. gece) ailesini, hanımlarını ve insanları topladı ve bize (gece boyunca) namaz kıldırdı. Öyle ki biz ‘felâhı kaçıracağız’ diye korktuk. Ben ‘Felâh nedir?’ diye sorunca ‘Sahurdur’ dedi.
Sonra ayın geri kalanında Rasulullah ﷺ bize gece namazı kıldırmadı.”[17]
- Hazreti Ömer Kadir gecesi hakkında konuşan bir grup sahabenin yanına oturdu. İçlerinde Abdullah b. Abbas da vardı. Sahabelerin hepsi Kadir gecesi hakkında duymuş oldukları şeyleri konuştular. Abdullah b. Abbas ise bir şey söylemedi. Hazreti Ömer Abdullah b. Abbas’a ‘Sen ne dersin?’ deyince Abdullah b. Abbas ‘Muhakkak ki Allah tektir, teki sever. Allah insanın uzuvlarını yedi olarak yarattı. Rızıklarını yedi şeyden tayin etti. İnsan secde ederken yere değen uzuvlarını yedi yaptı. Mirasları yedi olarak taksim etti. Dünyanın günlerini yedi gün üzerine deveran edecek şekilde yarattı. Akrabalardan yedi kişiyle nikahlanmayı haram kıldı. Peygamberine Fatiha’yı yedi ayet olarak verdi. Rasulullah ﷺ Kâbe’yi yedi defa tavaf etti, Safa ve Merve arasında yedi defa sa’y yaptı, cemreleri de (şeytan taşlamayı) 7 defa yaptı ve Rasulullah ﷺ ‘Kadir gecesi Ramazan’ın son 7 gecesindedir’ buyurdu.’ Hazreti Ömer buna hayret etti ve şöyle dedi: ‘Ey kavmim! Kadir gecesi hakkında kim bir şey söyleyecekse Abdullah b. Abbas’ın rivayetini rivayet etsin.’[18]
- Abdullah b. Abbas’tan rivayet edildiğine göre yaşlı bir adam Peygamber Efendimize ﷺ gelip ‘Ya Rasulallah! ﷺ Ben yaşlı ve hasta bir kişiyim. Geceleri kaim olmak (ibadet etmek) bana zor geliyor. Bana bir geceyi emret ki Allah beni Kadir gecesine muvaffak kılsın’ dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz ﷺ ‘27. Geceye sarıl, bırakma’ buyurdu.[19]
- Abdullah b. Ömer’den rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: ‘Sizlerden kim Kadir gecesini arıyorsa onu 27. gecede arasın.’[20]
- Abdullah b. Mesud’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: ‘Kadir gecesi Ramazan’ın son yedi gecesinin yarısındadır.’[21]
Bunu hesap ettiğimizde son yedi gecenin ilki 24. gecedir. Ortası ise 27. gece olur. Bu durumda 27. gecenin öncesinde üç gece sonrasında 3 gece olur.
- Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: ‘Her kim Ramazan ayının 27. Gecesini sabah kadar ihya ederse (ibadetle geçirirse) bu bana Ramazanın tamamını ihya etmekten daha sevimlidir.[22]
- Bazı alimler Kadir gecesinin 27. Gece olduğuna dair Kadir Suresinden şu çıkarımları yapmıştır:
- ‘Kadir Suresinde Kadir gecesine dönen ( هِيَ ) zamiri surenin 27. kelimesidir.
- Allahu Teala Kadir gecesini Kadir Suresinde 3 defa zikretmiştir. ( لَيْلَةُ الْقَدْرِ ) ‘Leyletü’l Kadr’ ifadesinde 9 harf vardır. 3 ile 9 çarpıldığında 27 yapar.
İbn Atiyye Rahimehullah ‘Bu çıkarımlar kesin bir ilim olmayıp tefsir ilminin inceliklerindendir’ buyurmuştur.[23]
KADİR GECESİ YAPILACAK İBADETLER
- Said b. Müseyyeb Rahimehullah şöyle buyurmuştur: ‘Her kim Kadir gecesinde yatsı namazına şahit olursa (yatsı namazını cemaatle kılarsa) bu geceden bir nasip almış olur.’[24]
- Abdullah b. Amir’den t rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Her kim Kadir gecesinde akşam ve yatsı namazlarını cemaatle kılarsa Kadir gecesinden bir nasip almış olur.”[25]
- Enes b. Malik’ten t rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Her kim Kadir gecesinde yatsı ve sabah namazını cemaatle kılarsa, muhakkak ki o kimse Kadir gecesinin büyük nasibinden ve bol ihsanından payını almış olur.”[26]
- Ebû Hüreyre’den t rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Her kim Ramazan ayı boyunca yatsı namazını cemaatle kılarsa, muhakkak ki Kadir gecesinin faziletine erişmiş olur.”[27]
- Her kim salı gecesi (Pazartesi gününün akşamı) 12 rekat namaz kılıp her rekatta Fâtiha’dan sonra on defa ” Nasr suresini okursa Allahu Teala kendisi için cennette bir köşk bina eder. Bu köşkün uzunluğu ve genişliği yedi dünyanın genişliği kadardır.[28]
(Not: Bu namaz Kadir gecesine özel olmayıp her salı gecesi (Pazartesiyi salıya bağlayan gece) kılınabilir.
- Enes b. Malik’ten t rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Her kim akşam namazını cemaatle kıldıktan sonra dünya kelamı konuşmadan iki rekat namaz kılar; ilk rekatta Fatiha’dan sonra Bakara suresinin başından 10 ayet, ortasından iki ayeti (163 ve 164. ayetler) ve 15 defa İhlas suresini okursa, sonra ruku ve secdeye varıp ikinci rekata kalkıp Fatiha’dan sonra Ayete’l Kürsi ve devamındaki iki ayeti (256 ve 257. ayetleri), Bakara suresinin sonundaki üç ayeti (284, 285 ve 286. ayetleri) ve 15 defa İhlas suresini okursa (ona hesapsız sevaplar verilir.)’
Hadisi şerifte anlatıldığı şekilde namaz kılan kişinin sevabını Peygamber Efendimiz ﷺ öyle bir anlattı ki hadde ve hesaba sığmazdı.[29]
(Not: Bu namaz da Kadir gecesine özel olmayıp cemaatle kılınan her akşam namazından sonra kılınabilir.)
İlk Rekatta Okunacak Ayetler
الٓمٓۚ ﴿1﴾ ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ ﴿2﴾ اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ ﴿3﴾ وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ ﴿4﴾ اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿5﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿6﴾ خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْۜ وَعَلٰٓى اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ۟ ﴿7﴾ وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِن۪ينَۢ ﴿8﴾ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ وَمَا يَخْدَعُونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَۜ ﴿9﴾ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌۙ فَزَادَهُمُ اللّٰهُ مَرَضًاۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ ﴿10﴾
***
وَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ۟ ﴿163﴾ اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ﴿164﴾
***
15 defa İhlas Suresi
İkinci Rekatta Okunacaklar
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ ﴿255﴾ لَٓا اِكْرَاهَ فِي الدّ۪ينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّۚ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰىۗ لَا انْفِصَامَ لَهَاۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ﴿256﴾ اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟ ﴿257﴾
***
لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنْ تُبْدُوا مَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللّٰهُۜ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿284﴾ اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۜ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ ﴿285﴾ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ﴿286﴾
***
15 defa İhlas Suresi
- Ebû Hüreyre’den t rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Her kim akşam namazından sonra 6 rekat namaz kılarsa bu namaz tam bir senenin ibadetine denk olur ve bu namazı Kadir gecesi kılmış gibidir.[30]
(Not: Bu namaz da Kadir gecesine özel olmayıp her akşam namazından sonra kılınabilir.)
- Abdullah b. Abbas’tan t rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Her kim akşam namazını kıldıktan sonra kimseyle konuşmadan 4 rekat namaz kılarsa bu namaz İlliyyin’e yükseltilir ve bu kişi Kadir gecesini Mescidi Aksa’da ihya etmiş gibi olur.[31]
(Not: Bu namaz da Kadir gecesine özel olmayıp her akşam namazından sonra kılınabilir.)
- İmam Ebu’l Leys Rahimehullah dedi ki: Kadir gecesi namazının en azı iki, en çoğu bin, ortası yüz rekattır. Ortasının kıraati: Her rekatta Fatiha, sonra bir Kadir suresi, üç defa da İhlas suresi okunur. İki rekatta bir selam verilir. Selamdan sonra Peygamber Efendimize ﷺ salat-ü selam getirilir. Bu şekilde yüz veya daha az, yahut da daha çok kılınır. Bu gecenin namazının fazileti hakkında Allahu Teâlâ’nın Kadir gecesinin büyüklüğü hakkında buyurduğu ayetlerle, Peygamber Efendimizin ﷺ verdiği haberler yeterlidir.[32]
- Hazreti Aişe Radıyallahu Anha’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: ‘Her kim Kadir gecesini ihya ederse ve o gecede iki rekat namaz kılar ve namazda Allahu Teala’ya istiğfar ederse Allahu Teala bu kişiyi bağışlar ve Allah’ın rahmetine dalar. Cebrail Aleyhisselam kanadıyla bu kişiyi mesh eder. Cebrail Aleyhisselam kimi mesh ederse o kişi cennete girer.’[33]
- Abdullah İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma)’dan Rasulullâh’ın ﷺ şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: “Her kim Kadir gecesinde iki rekât kılar da her bir rekatında bir Fâtiha, yedi kere de İhlâs okursa, selam verdiğinde ise, yetmiş kere:
اَســـــْتَغْفِرُ اللّٰهَ وَاَتُــــوبُ اِلَيْــــهِ
derse, Allâh-u Te’âlâ kendisini ve anne babasını affetmedikçe yerinden kalkmaz. Allâh-u Te’âlâ cennete melekler gönderir de onlar onun için ağaçlar dikerler, köşkler yaparlar ve ırmaklar akıtırlar. Kendisi de bunların tümünü görmedikçe dünyadan çıkmaz.”[34]
- Her kim Kadir gecesinde dört rekat namaz kılarsa, her rekatta Fatiha’dan sonra bir kere Tekasür, üç defa İhlas okursa Allahu Teala bu kişiye ölümün zorluklarını kolaylaştırır. Ondan kabir azabını kaldırır ve o kimseye nurdan dört sütun verilir. Bu sütunların her birinde bin köşk vardır.[35]
KADİR GECESİNDE YAPILACAK ZİKİRLER ve DUALAR
Süfyan-ı Sevri Rahimehullah Hazretleri ‘Kadir gecesinde dua etmek bana namaz kılmaktan daha sevimlidir’ buyurmuştur ve şöyle demiştir: ‘Kişi bu gecede namaz kılarken Kuran okuduğu zaman dua ederek Allah’tan isterse umulur ki duaları kabul edilir.’
Süfyan-ı Sevri Rahimehullah Hazretlerinin muradı şudur: ‘Kadir gecesinde çokça dua etmek, içinde çokça dua edilmeyen namazdan daha faziletlidir. Eğer namaz kılar ve namazda dua ederse bu daha iyidir. Zira Peygamber Efendimiz ﷺ Ramazan ayının gecelerinde teheccüd namazı kılar, namazda kıraati yavaş ve tane tane okurdu. Kıraatte rahmet ayeti okuyunca dua eder, azap ayeti okuyunca Allah’a sığınırdı. Peygamber Efendimiz ﷺ bu şekilde hem namaz kılmış, hem Kuran okumuş, hem dua etmiş hem de tefekkür etmiş olurdu.
İşte bu şekilde kılınan bir namaz, Ramazan ayının son on gecesinde ve diğer gecelerde de yapılacak olan amellerin en faziletlisi ve mükemmelidir. Allahu Teala en doğrusunu bilendir.[36]
1. Ka’bü’l Ahbâr Rahimehullah şöyle buyurmuştur:
Her kim Kadir Gecesi’nde samimi bir şekilde ve inanarak üç defa “Lâ ilâhe illallah” zikrini okursa, arapçasınıda yaz
• Birinci zikrinde Allah onu affeder,
• İkinci zikrinde onu cehennemden kurtarır,
• Üçüncü zikrinde ise onu cennete girdirir.[37]
2. Hazreti Aişe Radıyallahu Anha Validemiz Peygamber Efendimize ﷺ ‘Eğer Kadir gecesine denk gelirsem o gecede nasıl dua edeyim?’ diye sorunca Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle dua et buyurmuştur:
اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي
“Allah’ım! Muhakkak ki sen affedicisin, affetmeyi seversin. Beni affeyle!”[38]
3. Kadir Gecesinde en çok istenmesi gereken şey âfiyettir. Âfiyet ise dünya-âhiret, maddî ve manevî tüm belalardan kurtuluş demektir. Bu konuda birçok dua mevcutsa da, en üstünü, Rasulullah’ın ﷺ sabah-akşam asla terk etmediği şu duadır:
اَللّٰهُمَّ اِنِّى أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْياَ وَاْلآخِرَةِ. اَللّٰهُمَّ اِنِّى أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي وَدُنْيَايَ وَاَهْلِي وَمَالِي. اَللّٰهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي وآمِنْ رَوْعَاتِي. اَللّٰهُمَّ احْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ وَمِنْ خَلْفِي وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي وَمِنْ فَوْقِي. وَاَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ اَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي
“Allah’ım! Muhakkak ben senden dünya ve ahiret hususunda âfiyet isterim. Allah’ım! Şüphesiz ki ben senden, (günahlarım için) af (ve mağfiret), dinim ve dünyam, ailem ve malım hususunda da âfiyet isterim.
Allah’ım! Ayıplarımı ört, korkularımı emniyete çevir. Allah’ım! Beni önümden ve ardımdan, sağımdan ve solumdan, bir de üstümden (gelecek tüm musibetlerden) koru. Altımdan (gelecek zelzele gibi afetlerle) helâk edilmemden de senin azametine sığınırım.”[39]
4. Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: “Herkim üç kere:
لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ الْحَلِيـــمُ الْكَرِيــــمُ سُبْـــحَانَ اللّٰهِ رَبِّ السَّمٰوَاتِ السَّبْعِ وَرَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
‘Halim ve Kerim olan (kullarına ceza vermekte aceleci olmayan ve çok büyük lütf-u kerem sahibi olan) Allahu Teâlâ’dan başka hiçbir ilah yoktur. Yedi kat göklerin Rabbi ve büyük Arş’ın Rabbi olan Allah’ı (tüm noksan sıfatlardan tenzih ve) tesbih ederim.’ derse, Kadir Gecesine yetişmiş kimse gibi olur.”[40]
KADİR SURESİNİ OKUMANIN FAZİLETLERİ
1. Hazreti Ali’den şöyle rivayet edilmiştir: ‘Her kim yatsı namazından sonra 10 defa Kadir suresini okursa Allahu Teala kendisine her türlü beladan afiyet verir. Kendisi için cennetteki yetmiş bin melek dua eder.[41]
2. Her kim farz namazdan sonra Kadir suresini okursa Allahu Teala o kişiye kabrinde, mizanda ve sıratta nur verir.[42]
3. Enes b. Malik’ten t rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Her kim Kadir suresini okursa, Kuran’ın dörtte birine denk olur. Kim Zilzâl suresini okursa, Kuran’ın yarısına denk olur. Kâfirûn suresi Kuran’ın dörtte birine, İhlâs suresi ise Kuran’ın üçte birine denktir.”[43]
4. Cafer b. Muhammed’den şöyle rivayet edilmiştir: ‘Her kim yatsı namazından sonra 7 defa Kadir suresini okursa sabah olana kadar gökten yeryüzüne inen belalardan kendisine afiyet verilir. Kadir suresini okuyan okumayı bitirince kendisine cehennemden beraat verilir. Kim Kadir suresini güneş doğarken okursa kendisine yetmiş defa salât edilir, yetmiş rahmet verilir. Kadir suresini yeryüzünün neresinde okursa Allahu Teala okuduğu yere bir melek gönderir ve o melek kıyamete kadar kendisine istiğfar eder. Şeytanlar kendisinden bin yıllık yürüme mesafesi kadar uzaklaşır.[44]
5. Her kim Kadir suresini okursa kendisine bir Ramazan boyunca oruç tutmuş gibi sevap verilir ve kendisine Kadir gecesi(nin sevabı) verilir.[45]
6. Rivayet edildiğine göre Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Kim güzelce abdest alır, sonra Kadir suresini okursa, Allahu Teala ona gündüzleri oruçlu, geceleri ibadetle geçirilen elli yılın sevabını yazar. Eğer iki defa okursa, Allahu Teala ona Halil’e (İbrahim Aleyhisselam), Kelîm’e (İsa Aleyhisselam) ve Habîb’e (Peygamber Efendimiz) verdiği sevap gibi sevap verir. Eğer onu üç defa okursa, kendisi için cennetin sekiz kapısı açılır, hesapsız ve azapsız olarak dilediği kapıdan girer.”[46]
7. Büyüklerden bazısı şöyle demiştir: “Kim, senenin her gecesi, Kadir gecesi niyeti ile, on ayet okursa, Kadir gecesinin bereketi ve sevabından mahrum kalmaz.”[47]
Peygamber Efendimiz ﷺ Ramazan ayının son on gecelerinde akşam ile yatsı arasında guslederdi. Daha önce Hz. Âişe’den şu rivayet geçmişti:
“İki ezan arasında gusletti.” Buradaki iki ezandan maksat akşam ve yatsı ezanıdır.
Hz. Ali’den de rivayet edildiğine göre Peygamber ﷺ son on günde her gece akşam ile yatsı arasında guslederdi.
İbn Cerir Taberi şöyle demiştir: “Onlar (selef âlimleri) Ramazan’ın son on gecesinin her gecesinde gusletmeyi müstehap görürlerdi.”
İbrahim al-Nehai de son on gecede her gece guslederdi.
Bazıları ise Kadir gecesi olma ihtimali daha yüksek olan gecelerde gusleder ve güzel koku sürerdi. Bu sebeple Zirr b. Hübeyş, Ramazan’ın yirmi yedinci gecesi gusletmeyi tavsiye etmiştir.
Hammad bin Seleme şöyle demiştir:
Sabit el-Bunani ve Humeyd el-Tavîl, Kadir gecesi olma ihtimali yüksek olan gecelerde en güzel elbiselerini giyer, güzel koku sürer ve mescidi de güzel kokularla (buhur ve koku serperek) kokulandırırlardı.
Sabit ayrıca şöyle demiştir:
Temim ed-Dâri’nin bin dirheme satın aldığı bir elbisesi vardı; onu Kadir gecesi olma ihtimali yüksek olan gecede giyerdi.
Bundan anlaşılmaktadır ki, Kadir gecesi olma ihtimali yüksek olan gecelerde:
- Temizlik yapmak, süslenmek, güzel koku sürmek, gusletmek ve güzel elbise giymek müstehap (iyi, tavsiye edilen) olur.
- Bu davranış cuma ve bayram günlerinde de sünnettir.
Aynı şekilde, diğer namazlarda da elbiselerle süslenmek caiz ve tavsiye edilir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Her mescide giderken süsünüzü kuşanın.” (Âl-i İmrân, 3/43)
İbn Ömer şöyle demiştir:
“Allah, O’na süslenmeye en layık olandır.”
Dışarıdan süslenme, içten süslenme ile tamamlanır; yani tevbe ve Allah’a yönelme, günah kirlerinden ve lekelerinden arınma ile. Çünkü içi bozulmuşken dış görünüşü süslemek hiçbir işe yaramaz.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Ey Âdemoğulları! Size, utanılacak yerlerinizi örten ve sizi süsleyen elbiseler indirdik; ama takva elbisesi daha hayırlıdır.” (Âl-i İmrân, 3/26)
Yani, kişi takva elbisesi giymedikten sonra, ne kadar giyinik olursa olsun, aslında çıplaktır.[48]
KADİR GECESİNİ FAZİLETİNDEN MAHRUM OLANLAR
Allahu Teala Kadir gecesi hakkında şöyle buyurmuştur:
تَنَزَّلُ الْمَلٰئِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ اَمْرٍ ﴿٤﴾
“Melekler de, Rûh (Cebrâîl Aleyhisselam) da Rablerinin izniyle o(nun tamamı)nda (Müslümanlara selâm vermek için ve onların dualarına ‘Âmin’ demek için) iner de iner. (O gece) her bir korkunç işten (selâm ve selâmetler takdir edilir).”
Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz ﷺ ümmeti için üzüntülüydü. Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
“Ey Muhammed! ﷺ Üzülme. Ben ümmetini dünyadan çıkarmadan önce onlara peygamberlerin derecelerinden vereceğim. Çünkü peygamberlere (Aleyhimüsselâm) melekler rahmet, risâlet, vahiy ve ikram ile inerler. Aynı şekilde Kadir gecesinde melekleri selâm ve rahmetimle senin ümmetinin üzerine indiririm.”[49]
“Kadir gecesi yeryüzünde içinde mümin bulunan hiçbir ev kalmaz ki bir melek oraya girmesin ve ona selâm vermesin. Ancak şu yerler hariçtir:
- Kilise ve havra,
- put bulunan evler,
- ateşe tapılan yerler,
- pislik atılan yerler,
- içinde içki
- (köpek ve tasvir bulunan yerlere,
- cünüp kişilere,
- domuz eti yiyen kişilerin olduğu yerlere,
- zaferan sürünmüş ağır kokulu kişilerin oldukları yerelere)[50].
Melekler karşılaştıkları kimseyi selâmlar ve onunla musafaha ederler. Bunun alameti ise derisinin ürpermesi, kalbinin yumuşaması ve gözünden yaş akmasıdır.”[51]
[1] Süyûtî, ed-Dürrü’l Mensür fî’t Tefsîr bi’l Me’sür, 2/3096 (Dâru İbn Hazm, 2018)
[2] İbn Mace, Sünen, Sıyam:2, No: 1644
[3] Sülvetü’l Arifin, İmam-ı Gazali, 1/276, (DKİ, 2011)
[4] İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l Beyân, 10/578 (Dâru İhyâi’t Turasi’l Arabi)
[5] Molla Ali el-Kârî, Mirkâtü’l Mefâtîh, 4/388 (DKİ, 2021)
[6] Sahih-i Buhari, Savm:6, No: 1802; Sahih-i Müslim, Salatü’l Müsafirin:25, No: 760
[7] Molla Ali el-Kârî, Mirkâtü’l Mefâtîh, 4/388 (DKİ, 2021)
[8] Muhammed b. Ahmed et-Tilimsâni, Cene’l Cenneteyn fi Şerefi’l Leyleteyn, 79 (Dâru’z Ziya, 2016)
[9] İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l Beyân, 10/580 (Dâru İhyâi’t Turasi’l Arabi)
[10] İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l Beyân, 10/580 (Dâru İhyâi’t Turasi’l Arabi)
[11] İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l Beyân, 10/580 (Dâru İhyâi’t Turasi’l Arabi)
[12] Muhammed Zekeriyya Kandehlevi, Menhecü’l Hayati’l İmaniyye (Fezailü’l Amâl), 157 (el-Mektebetü’l Yahyaviyye, 2011)
[13] Muhammed Zekeriyya Kandehlevi, Menhecü’l Hayati’l İmaniyye (Fezailü’l Amâl), 165, 166 (el-Mektebetü’l Yahyaviyye, 2011)
[14] Muhammed b. Ahmed et-Tilimsâni, Cene’l Cenneteyn fi Şerefi’l Leyleteyn, 86 (Dâru’z Ziya, 2016)
[15] Sahih-i Müslim, Salatü’l Müsafirin:25, No: 762; Sünen-i Tirmizi, Tefsirü’l Kuran:85, No: 3645
[16] Molla Ali el-Kârî, Mirkâtü’l Mefâtîh, 3/337 (DKİ, 2021)
[17] Ebu Davud, Kıyamu Şehr-i Ramazan, No: 1375
[18] İmâd Salih el-Ketâmî, Bustânü’l Fukarâ ve Nüzhetü’l Kurrâ, 1/344, 345 (DKİ, 2007)
[19] Ahmed b. Hanbel, Müsned, No: 2149
[20] Ahmed b. Hanbel, Müsned, No: 4808
[21] Ahmed b. Hanbel, Müsned, No: 4374
[22] Sülvetü’l Arifin, İmam-ı Gazali, 1/273, (DKİ, 2011)
[23] İbn Receb Hanbeli, Letâifü’l Meârif, 229 (Şirketü’l Kudüs, 2012)
[24] İmam Malik b. Enes, el-Muvatta, No: 890
[25] Kurtubi, el-Cami li Ahkâmi’l Kuran, 10/374 (Dâru’l Hadis, 2010)
[26] Hatib Bağdadi, Tarihi Bağdat, (5/330); Molla Ali el-Kârî, et-Tibyân fi Beyani Mâ fî Leyleti’n Nısf min Şa’bân ve Leyleti’l Kadri min Ramazân, 3/70 (Dâru’l Lubâb, 2016)
[27] Beyhakî, Fezâilü’l Evkât, No: 117, s. 57, (Dâru İbn Hazm, Beyrut, 2003)
[28] Murtaza ez-Zebîdî, İthâfü’s Sâdeti’l Müttekin, 3/631
[29] İmam Gazali, İhya-i Ulumi’d Din, 2/246 (Dâru’l Feyhâ, 2022)
[30] İmam Gazali, İhya-i Ulumi’d Din, 2/245 (Dâru’l Feyhâ, 2022)
[31] Murtaza ez-Zebîdî, İthâfü’s Sâdeti’l Müttekin, 5/512
[32] İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l Beyân, 10/581 (Dâru İhyâi’t Turasi’l Arabi)
[33] Sülvetü’l Arifin, İmam-ı Gazali, 1/274, (DKİ, 2011)
[34] Hazinetü’l Esrâr, Seyyid Muhammed Hakkı Nazillî, 68 (el-Mektebetü’l Asriyye, 2013)
[35] Nüzhetü’l Mecâlis, Abdurrahman es-Safurî, 1/205 (el-Mektebetü’l Asriyye, 2017)
[36] İbn Receb Hanbeli, Letâifü’l Meârif, 230, 231 (Şirketü’l Kudüs, 2012)
[37] Nüzhetü’l Mecâlis, Abdurrahman es-Safurî, 1/206 (el-Mektebetü’l Asriyye, 2017); Sülvetü’l Arifin, İmam-ı Gazali, 1/276, (DKİ, 2011)
[38] İbn Mace, Sünen, Dua:5, No: 3850; Ahmed b. Hanbel, Müsned-ü Ahmed, No: 25495
[39] Ebû Dâvûd, No: 5074; İbni Mâce, No: 3871; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/25; Hâkim, el-Müstedrek, 1/517
[40] Taberâni, el-Câmi’u’l-kebîr; Dûlâbi, İbni Asâkir, Ali el-Muttaki Kenzü’l Ummâl, No: 3867
[41] Nüzhetü’l Mecâlis, Abdurrahman es-Safurî, 1/206 (el-Mektebetü’l Asriyye, 2017)
[42] Nüzhetü’l Mecâlis, Abdurrahman es-Safurî, 1/206 (el-Mektebetü’l Asriyye, 2017)
[43] Süyûtî, ed-Dürrü’l Mensür fî’t Tefsîr bi’l Me’sür, 2/3103 (Dâru İbn Hazm, 2018)
[44] İmâd Salih el-Kütâmî, Bustânü’l Fukarâ ve Nüzhetü’l Kurrâ, 1/345 (DKİ, 2007)
[45] İmâd Salih el-Kütâmî, Bustânü’l Fukarâ ve Nüzhetü’l Kurrâ, 1/348 (DKİ, 2007)
[46] İmâd Salih el-Kütâmî, Bustânü’l Fukarâ ve Nüzhetü’l Kurrâ, 1/348 (DKİ, 2007)
[47] İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l Beyân, 10/580 (Dâru İhyâi’t Turasi’l Arabi)
[48] İbn Receb Hanbeli, Letâifü’l Meârif, 346, 347 (Dâru İbn Kesir, 1999)
[49] el-Gunye li Talibî Tariki’l Hak, Şeyh Abdulkadir Geylani, 358 (Mektebetü’l İlmi’l Hadis, 2001)
[50] İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l Beyân, 10/582 (Dâru İhyâi’t Turasi’l Arabi)
[51] Sülvetü’l Arifin, İmam-ı Gazali, 1/276, (DKİ, 2011)


