…
2026 yılı 20 Mart Ramazan Bayramı’nın Cuma gününe denk gelmesi, kabir ziyareti açısından ayrı bir fırsat ve bereket kapısıdır.
Bu mübarek günde, geçmişlerimizi unutmamak, kabirlerini ziyaret etmek ve onlar için dua etmek büyük bir fazilet taşır. Kabirleri ziyaret etmek müstehaptır. Özellikle Allah dostlarının ve salih kulların kabirlerini ziyaret etmek, onların Allah katındaki değerine hürmet ederek ve teberrük niyetiyle güzel görülmüştür.
Bununla birlikte kişinin kendi anne ve babasının kabirlerini ziyaret etmesi ayrı bir öneme sahiptir. Resûlullah ﷺ’den rivayet edildiğine göre: “Her kim anne babasının veya onlardan birinin kabrini Cuma günü ziyaret ederse, o kimse bağışlanır ve anne babasına iyilik edenlerden yazılır.”
Kabir ziyaretinde edebe riayet etmek de önemlidir. Ziyaret eden kimsenin, vefat eden kişinin yüzüne doğru yönelerek durması müstehap görülmüştür. Kabirlere dokunmak, onları öpmek ise doğru görülmemiş, bunun hristiyanlara ait bir âdet olduğu ifade edilmiştir.
Cuma gününün kabir ehliyle olan irtibat bakımından ayrı bir yeri vardır. Rivayet edildiğine göre, vefat etmiş kimseler, kendilerini ziyaret edenleri Perşembe gecesi, Cuma günü ve Cumartesi günü güneş doğuncaya kadar bilirler. Bu durum, Cuma gününün faziletinden kaynaklanmaktadır. Nitekim Muhammed b. Vâsi her Cuma günü kabirleri ziyaret ederdi. Kendisine bunun başka bir güne ertelenmesi teklif edildiğinde, “Bana ulaştığına göre ölüler kendilerini ziyaret edenleri Cuma günü, bir gün öncesinde ve bir gün sonrasında bilirler” diyerek Cuma gününün önemine işaret etmiştir.
Kabir ehlinin yaşayanlardan gelecek dualara ne kadar muhtaç olduğu da rivayetlerde açıkça görülmektedir. Bir kimse şöyle anlatır: “Kardeşim vefat etmişti. Onu rüyamda gördüm ve kabre konulduğunda hâlinin ne olduğunu sordum. Bana, ‘Bana ateşten bir alev getirilmişti. Eğer benim için dua edenler olmasaydı o bana isabet edecekti’ dedi.” Bu rivayet, yapılan duanın kabirdeki kimse için ne büyük bir kurtuluş vesilesi olabileceğini göstermektedir. Nitekim Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur: “Kabirdeki ölü, ancak yardım isteyen boğulmuş bir kimse gibidir. Babasından, kardeşinden veya bir dostundan kendisine ulaşacak bir duayı bekler. O dua kendisine ulaştığında, bu ona dünya ve içindekilerden daha sevimli olur. Şüphesiz ki yaşayanların ölülere hediyesi; dua ve istiğfardır.”
Yine salih zatlardan Salih el-Mürrî’nin anlattığı ibretlik bir kıssada, Cuma günü verilen sadakaların kabir ehline ulaştığı ve onların bundan memnuniyet duyduğu ifade edilir. Rüyada görüldüğü üzere, kabir ehline verilen sadakalar adeta tabaklar içerisinde sunulmakta ve üzerleri ipek örtülerle örtülmektedir. Sadaka verilmeyen bir kimsenin üzgün hâli görülmüş, daha sonra onun adına sadaka verildiğinde ise durumunun değiştiği, güzel elbiseler içinde ve sevinçli bir halde olduğu müşahede edilmiştir. Bu da özellikle Cuma günü verilen sadakanın kabir ehline ulaştığını ve onların hâlini değiştirdiğini göstermektedir.
Yine rivayet edildiğine göre, bir kimse vefat etmiş bir kişi adına sadaka verdiğinde Allah Teâlâ Cebrâil’e emreder; o sadaka kabre götürülür ve “Ey Allah’ın kulu! Bu sana falan kişiden bir hediyedir” denilerek sunulur. Böylece o kimsenin kabri nurlarla doldurulur ve kendisine büyük mükâfatlar ihsan edilir. Bütün bu rivayetler göstermektedir ki, kabir ziyareti sadece bir hatırlama değil; dua, sadaka ve manevî bağ kurma vesilesidir. Özellikle Cuma günleri yapılan ziyaretler, okunan dualar, verilen sadakalar ve getirilen salavatlar kabir ehline ulaşan en kıymetli hediyelerdendir.
(İmam Gazali, Sülvetü’l-Ârifîn (Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1. cilt, s. 247–252)
Mezarlıkta Okunacak Faziletli Sureler Ve Dualar
Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), kabirlerin yanından geçtiği zaman şöyle derdi:
السَّلَامُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّيَارِ مِنَ المُؤْمِنِينَ وَالمُسْلِمِينَ، وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لَاحِقُونَ، أَنْتُمْ لَنَا فَرَطٌ وَنَحْنُ لَكُمْ تَبَعٌ، أَسْأَلُ اللَّهَ العَافِيَةَ لَنَا وَلَكُمْ
“Selam size ey müminler ve Müslümanlar yurdunda bulunanlar! İnşallah biz de size katılacağız. Siz bizim öncülerimizsiniz, biz de sizin ardından gelenleriz. Allah’tan hem bizim için hem de sizin için afiyet dilerim.”
(Sünen-i Nesâî,2040)
Mezarlıkta okunacaklar hakkında Ahmed bin Hanbel’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Kabirlere girdiğinizde Fâtiha Suresi’ni, Felak ve Nâs surelerini ve ‘Kul huvallahu ehad’ (İhlâs Suresi)’ni okuyun ve sevabını kabir ehline bağışlayın. Çünkü bu onlara ulaşır.”Yine rivayet edildiğine göre Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur: “Kim kabirlerin yanından geçer ve İhlâs Suresi’ni on bir defa okur, sonra sevabını ölülere bağışlarsa, ona ölülerin sayısı kadar sevap verilir.”
Yine Enes b. Mâlik’ten nakledilen bir rivayette Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur: “Mümin bir kimse Âyetü’l-Kürsî’yi okur ve sevabını kabir ehline bağışlarsa, Allah Teâlâ doğudan batıya kadar her kabre nur verir, onların kabirlerini genişletir ve okuyana da büyük ecirler ihsan eder.”Yine Hasan-ı Basri’den nakledildiğine göre, kabir ziyaretine gelen kimsenin şöyle dua etmesi güzel görülmüştür:
اللَّهُمَّ رَبَّ الأَجْسَادِ البَالِيَةِ، وَالعِظَامِ النَّخِرَةِ، الَّتِي خَرَجَتْ مِنَ الدُّنْيَا وَهِيَ بِكَ مُؤْمِنَةٌ، فَأَدْخِلْ عَلَيْهِمْ رَوْحًا مِنْكَ وَسَلَامًا مِنِّي
(“Allah’ım! Çürümüş bedenlerin ve dağılmış kemiklerin Rabbi! Bu dünyadan sana iman etmiş olarak ayrılanlara katından bir rahmet ve ferahlık ver, benden de onlara bir selam ulaştır.”)
Yine Hasan-ı Basrî’den nakledilen ibretlik bir kıssada, bir kadın vefat eden kızını rüyasında azap içinde görür. Daha sonra Hasan-ı Basrî onu rüyasında cennet nimetleri içinde görünce bunun sebebini sorar. Kız şöyle cevap verir: “Bir adam mezarlığımızdan geçti ve Peygamber’e ﷺ salavat getirdi. Mezarlıkta çok sayıda kişi azap içindeydi. Bunun üzerine şöyle nida edildi: ‘Bu adamın Peygamber’e ﷺ getirdiği salavatın bereketiyle onların azabını kaldırın.’”
Bütün bu rivayetler, kabir ziyaretinde okunan Kur’an’ın, yapılan duanın ve getirilen salavatın kabir ehline ulaşan birer manevi hediye olduğunu ifade eder.
(İmam Kurtubi, et-Tezkira, (s. 274-280)


